doza ray u ramane

birdoz

Tuesday
Sep 07th


Günlük Polemikler

KARSAZ’dan DOGSİAD’a Kürtlerin ekonomik örgütlenmesi

e-Posta Yazdır PDF

örgütlenme hemen her alanda olduğu gibi ekonomide de kürtlerin gündeminde. gerek Türkiye metropollerinde büyük ekonomik güce kavuşan, gerek avrupada belli bir servet edinen ve gerekse ülkede geçmişten beri bazı birikimleri olan ve bugün farklı çatılar altında örgütlenmiş olan Kürt ekonomi güçleri sürekli kendi kimliklerine dayalı bir örgütlenme arayışı içerisindedirler.

 

özellikle Türkiye metropollerinde ve kürt kentlerinde önemli ekonomik güce ve buna dayalı bilgi birikimine sahip olan Kürt işadamlarının barındırdığı potansiyel oldukça büyük. fakat devletin yarattığı baskı ve şiddet ortamı  özellikle iktisadi alandaki örgütlenmeyi zorlaştırmaktadır. çünkü bu alandaki bir örgütlenmeye yapılacak bir saldırı hem can güvenliğini hem de mal güvenliğini tehlikeye sokmaktadır. nitekim Behçet Cantürk, Savaş Buldan, Medet Serhat gibi birçok işadamı ve ileri gelen Kürtlerin yaşadığı durum bu konuda oldukça öğreticidir. haliyle bu cephedeki bir örgütlenme diğer örgütlenmelere benzemeyecek bir nitelik ve özelliğe sahiptir.

buna karşılık daha güvenli bir ortama sahip olan avrupadaki kürt işadamlarının daha somut girişimlerine tanık olduk oluyoruzda. önce KARSAZ çatısı altında örgütlenen kürt işadamları zaman içinde bunu DOGSİAD (doğu ve güneydoğu sanayici işadamları derneği) adıyla yürütmeye başladılar. bir nevi ulusal kimlikten türkiyeye entegre olmaya yönünü çevirmiş  bir profil karşımıza çıkmaktadır. kanımca bu oldukça geri bir adım olduğu gibi bu kesim iş adamlarının yetersiz sermayesi ve buna ek olarak iş adamı sıfatına uygun bilgi, birikim, gelenek ve öngörüden yoksun olmalarının büyük bir rolü  vardır.

çünük hemen hepsi işçi kökenli olarak geldiklerinden geçmişten gelen bir işadamı, girişimci kültürüne, ahlakına ve örgütlenme anlayışına sahip değiller

servetlerini daha çok el emeğiyle edinmiş küçük ve orta ölçekli işletmelere sahipler

yeterince dil bilmemeleri, entellektüel birikime sahip olmamaları nedeniyle bulundukları avrupa ülkelerindeki bilgi birikiminden, sermaye olanaklarından ve özgün yatırım arayışlarından yoksundurlar.

örgütlenmede bilgi birikiminin, organizasyonların, akademik kesimlerle ortak hareket etme yöntemini, kamuoyu oluşturma, farklı ticari, sınai ve finans kesimleriyle diyalog geliştirmeyi bilmiyorlar.

ortak yatırımlar, tüzel kişilikli kuruluşlar ve yeni sektörlere atılımdan uzaktırlar.

daha çok dönercilik inşaat gıda ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösterirken yüksek teknoloji ve kalifiye işgücü gerektiren yatırımlardan uzaktırlar.

özellikle kayıt dışı ekonomi yoluyla vergilerden kaçmaya, kaçak işçi çalıştırmaya eğilim gösterdiklerinden dolayı ellerindeki varlıkların değerlenmesi sözkonusu olmuyor, bu yüzden de bulundukları ülkenin ekonomik sistemine, iş ilişkilerine entegre olamıyorlar, kredi ve finans olanaklarından, teşviklerinden yararlanamıyorlar. üstelikde bulundukları pozisyon itibariyla kriminal duruma düşmektedirler.

pragmatist davranıp biran önce zengin olma düşüncesiyle sosyal, kültürel yetersizliğe ek olarak aile yaşamı, çocukların yetiştirilmesi, ve kurumsal bir işletme olma stratejisi akıldan geçmiyor.

böylesi mantaliteye sahip bir insanlar topluluğunun KARSAZ oluşuman yaklaşımı da elbette sakat kaldı. nitekim bu kurum oluştuğunda açıkçası herkes buna öncülük eden Kürt siyasi gücünün elinde biriken paranın bu kurum eliyle piyasaya sürüleceğini ve bundan nemalanma düşüncesi hakimdi. bu olmayınca da kimse gerçekten nasıl bir kurumlaşma ve nasıl bir örgütlenme konusuna eğilmedi. yıllarca angarya olarak kaldı.

diyarbakırdan gelen işadamı  heyeti ve belediye başkanının çağrısı üzerine kürdistan’a ziyarete giden bu kesimden bir işadamı gerek belediyenin sunduğu olanaklardan gerekse devletin yabancı sermayeyi teşvik olanaklarından yararlanma niyetiyle bir anda KARSAZı DOGSİAD’a çevirdiler. üstelik öncülüğünü ve başkanlığını yapan kişide bir avukat olarak türk hazinesinde gerekli siyasal prosedürleri türkiyedeki ortaklarıyla birlikte çözmeyi teşvik etmektedir.

oysa bunlar realiteden oldukça uzak, sonuç alıcı girişimler değil. üstelik bulunduğu zeminde başarılı olamamış, bu zeminin Türkiyeye nazaran sunduğu sınırsız olanaklardan yararlanamamış bir kesimin böylesi bir yaklaşımının yani kısa vadeli kazanç güdüsüyle hareket edişinin sonuç  alması beklenebilir mi.

böylesi bir girişim çok tartışılmayı  gerektiren bir süreci de beraberinde getirmektedir.

artık buna el atılması şarttır.

 

 

İşletme yönetmek kolay mı?

e-Posta Yazdır PDF

bir işletmeyi yönetmek oldukça büyük bir mahareti gerektirir. bir işçinin veya ustanın mesleğindeki göstergesi verdiği emek ve bunun kullanımındaki niteliktir. yine üretimi gerçekleştirmesi için geçen zamanda gelirinde önemli rol oynar

bir işletmeyi yönetmek oldukça büyük bir mahareti gerektirir. bir işçinin veya ustanın mesleğindeki göstergesi verdiği emek ve bunun kullanımındaki niteliktir. yine üretimi gerçekleştirmesi için geçen zamanda gelirinde önemli rol oynar.

ama işletmecilerin rolü daha farklıdır. onların fonksiyonları emeklerinde değil yönetim, planlama, hedefe ulaşmada yönlendirme ve organizasyonla ilişkilidir. bu yüzden daha çok beyinsel faaliyet, sabır, dayanıklılık önem arz eder. bütün bunların kendini gösterdiği alan ise “dil”dir. girişimcinin kullandığı dil niteliğini ve maharetini ortaya koyduğu gibi, eğilim ve niyetini de belirtir. dolayısıyla söylemleri hem yandaşları, işçileri için hem de piyasadaki rakipleri için çok büyük bir dikkatle takip edilir.

dolayısıyla bir iş adamının sözüne güvenilir olması, itibarı ve şahsiyeti yaşamında temel özelliktir. ancak böylesine önemli bir fonksiyon bazen yöneticileri psikolojik boyuta varan düzeyde olumsuz da etkilemektedir. rakiplere koz vermemek, planlarını kaptırmamak, kazancının düzeyini belirtmemek, yöneldiği piyasayı sır gibi saklamak, buna karşılık yapacağı ani hamle ile büyük bir kazanç, kar ve başarı elde etmek vb benzeri taktikler hep kafayı meşgul eder. yani hep tetikte olmak, hep hazırkıta beklemek bireyi çok zorlar. nihayetinde stres ve psikolojik kaynaklı hastalıklar iş adamının yakasını pek bırakmaz.

böylesi bir durumda genelde yöneticiler ketum olurlar. pek konuşmamaya hele hele iş konusunda kimseye birşey söylememeye gayret ederler. böylesi yönetim anlayışı genelde klasik olarak tanımlanır. ve hala yaygındır.

öte yandan çok konuşanlar var. özellikle de ortak sektörlerde veya işletmelerde yer alan yöneticiler buna mecburdurlar. bir nevi bunların sermayesi de konuşmaktan ibarettir. bunlar daha çok piyasa bilgilerini açığa çıkarmakta, deneyim ve tecrübelerini hızla aktarmakta üstelik işletme sırlarını reklam, tanıtım, yatırım hedefleri bağlamında kamuoyuyla paylaşmaktadırlar. çünkü bundan güç almaktadırlar ve bunların geneli de halka mal olmuş  marka türü işletmelerdir. ki çoğunlukla güçlerini olduğundan fazla yansıtma gereğini duymakta, yine en özgün yanları imaja dayalı faaliyet göstermeleridir. imaj ise reklam, tanıtım, sosyal, kültürel desteklerle ayakta tutulmaktadır. genelde günümüz işletmeleri giderek bu yöntemi tercih etmektedirler. ancak bu yönlü bir faaliyetinde maaliyeti özellikle reklam ve tanıtım yatırımlarının hem maaliyeti giderek büyümekte hem de kamuya mal olmuş bir işletmenin herhangi bir yanlışının anında halka duyulması da mümkün ve bundan dolayı imajın bir anda yerle bir olması da mümkün.

üçüncü bir işletme türü ise giderek gelişmekte olan informasyon stratejisine sahip olan işletmelerdir. bunlar ikincisine benzer yöntemi tercih etmekle birlikte riskleri minimize etmek için de alternatif yöntemler geliştirirler. bir yandan imajlarını arttırmak için gerekli araçları kullanırken, bir yandan da içinde bulundukları sektöre dair birçok bilgi yayarlar. bu bilgilerin büyük bölümü gerçekle ilgisi olmayan, hayal ürünü söylemlerden ibarettir. örneğin sektörde çok ciddi gelişmelerin olacağını vurgulamakta ve bununda öncüsü oluğunu yaymaktadır. yeni teknolojilerin ve cazibe merkezlerinin artık bu sektörde olduğunu belirmektedirler. kendilerini artık bu sektörde tek güce dönüştüklerini belirtirler. yeni yatırımlarının yolda olduğunu söylerler. yeni stratejiler geliştirdiklerini söylerler. başka işletmelerle birleşmeye gitmekte olduklarını , görüşmelerin heran sonuçlanmakta olduğunu söylerler.

bütün bunlardan amaç kamuoyuna veya tüketicilerine dinamik olduklarını, herşeyin kendi ellerinden geçtiğini, her yeni gün bir başka başlangıç yaptıklarını ve bu yüzden de tek umudun kendileri olduğunu yaymaktadırlar. işte bu kirli informasyon, dezenformasyon veya imaj yapıcılığı olarak belirmektedir.

oysa kendileri gerçekte belki başka yatırımlarla uğraşmaktadırlar. ya da bütün yıl boyunca aynı ürün ve üretimi yapmaktadırlar.

bu davranış bireysel işletme anlayışında da kendini dışa vurur. hani bir masada bir işletmeci hayallerini gerçekmiş  gibi anlatırya. her gün birşey söyler oysa bakkalı, atölyesi hergün aynı işi yapmaktadır. ya da varsa yeni bir girişimi kimse hayali söylemler arasında gerçek olanı ayırd edemez. taa ki realize oluncaya kadar. bu da bir nevi en başa dönersek ketum adamın bilgi ve sırlarını gizlemesinin bir başka hali oluyor işte.

 

Ekonomiye el atmanın kaçınılmaz zorunluluğu

e-Posta Yazdır PDF

Kürtler ve ekonomiye dair konular bu web sitesinde sık sık gündeme getirilecektir. Kürt ekonomisiyle ilgili yaklaşık 14 yıldır araştırma yapan, yazı yazan biri olarak biliyorum ki bütün can alıcı ağırlığına rağmen ekonomik problemler henüz toplumumuzun gündemini işgal etmemektedir. Bunun elbette birçok nedeni var zaten gündemimizin ana konusunu da oluşutracak ve sürekli yer alacaktır.

ilk elde şunu belirtmek gerekir ki, bir topluluğun iktisadi olarak gelişebilmesi için en önemli unsur insan faktörüdür. Tarihi tecrübeler ispatlamıştir ki hiç bir varlığınız olmazsa dahi sadece ve sadece yetişmiş kalifiye insan kaynağınız var ve gücünü optimal kullanıyorsa o zaman gelişme, kalkınma, ilerleme ve refah kaçınılmazdır. böylesi bir insan faktörünün etkinliği kendini sadece ekonomide değil kültür, tarih, düşün, bilim alanında da gösterir ve bir bütünsellik az eden toplumsal dönüşüm kaçınılmaz olur.

elbette petrol gibi doğal kaynaklar, renkli ve farklı  özellikleri bir arada bulunduran coğrafi çeşitlilik, genç  ve dinamik nüfusun varlığı birçok maliyeti daha düşük tutma fırsatı verir. tabii ki bunun içinde kaynakların doğru, etkin ve amaca uygun kullanımı büyük önem arz etmektedir.

bu eksende düşündüğümüzde toplumsal özellikleriyle biz kürtlerin katedeceği yolun henüz başlangıcının önümüzde olduğunu görmekteyiz. ancak bu durum bizlere büyük fırsatlarda sunabilir ki, bütün bölgeleriyle, toplumsal kategorileriyle, siyasal, sosyal, düşünsel aktörleriyle, global dünya düzeninin imkanlarıyla çok ciddi sıçramalarda mümkündür.

ancak bu sürecin çok derin ve uzun tartışılması  gerekir ki, maalesef hiçbir parçada böylesi bir durum hala gündemde değildir. yaşanan bu durumun göstergesini tarihi tecrübelerden elde ettiğimizde sessiz sedasız bu alanda bazı güçlerin ipi ellerine aldıklarını kamuya açık olmayan bir zeminde tüm zenginlikleri olabildiğince kendilerine yönlendirmeye çalıştığını düşünebilmeliyiz.

bununda ileride büyük toplumsal farklılaşmalara ve kamplaşmalara, sınıfsal ayrımlara ve dışa bağımlılığı  da beraberinde getiren iç krizlere yol açtığnı unutmamak gerekir.

bu anlamda artık başta iş adamlarının, akademisyenlerin, siyasi aktörlerin toplumumuzun ekonomik sorunlarını  da gündeme getirmesi elzemdir.

 

İş dünyası ve deneyim…

e-Posta Yazdır PDF

Bir iş adamının bir serzenişini kendisiyle yaptığım uzun ve çeşitli görüşmeler sonrasında düşüncelerini  paylaşmak anlamlı olsa gerek. Bunun için daha çok onun söylemlerini bir özetini paylaşmak uygun olacaktır. “Gerek geçmişimde yaşadığım siyasal süreçler gerekse hala iş yaşamında bir işletmeci olarak sürdürdüğüm hayat tarzının oldukça önemli deneyimlerle dolu olduğunu düşünüyorum.

Ancak her iki platformdada gördüğüm şu ki belirlenen bir hedef var ise o hedefe ulaşmanın çok zorlu ve dolambaçlı olduğudur. İrade, sıkıntı, stress, azmetme duygusu ve sabır gibi temel özelliklerin bireyde bulunmasının yanı sıra dış faktörlerinde hedefe varmada çok önemli olduğunu bizzat can acısıyla yaşayarak tanık olan biriyim. Özellikle mensubu olduğumuz toplumun üyelerinin rolü ve fonksiyonu ya da genel özellikleri işlerimizi daha da zorlaştırmaktadır. Çünkü çok geçmişe dayanan bir ekonomik yaşam anlayışımız ve kültürümüz ne sermaye cephesinde ne de emek cephesinde yok. Türkiye veya Avrupa zemini üzerinde başka kültür ve olanaklar üzerinde şekillenen bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Bununda kendine, geleneğine, iş arkadaşına ve ülkene yabancılaşmayı getirdiğini çok net olarak yaşıyoruz. Ancak sevindirici olan buna karşı arayışlarımızın da devam etmesidir. Bu nedenle belki istediğimiz seviyede olmasa da içerisinde bulunduğumuz iş dünyasının da yeni çıkışlar peşinde olduğunu görmekteyiz. Tabiiki problemlerimiz var ve oldukça derin. Mesela ekonomik başarının yolu siyasi ve toplumsal iradeyle çok ilişkilidir. Özgün durumumuzdan dolayı bu konuda çok ciddi koordinasyon sorunu yaşadığımız bir gerçek. Bunun özellikle vurgulanması gerekir. Çünkü bir yatırımcının en çok ihtiyaç duyduğu konu yatırım zemininin ve sektörünün güven içinde olmasıdır. Bundada politik yapı ve aktörlerin rolü çok büyüktür. Malum durumdan dolayı ülkeye yönelik bir girişimin zemini çok ciddi bir siyasal güven ortamı gerektirmektedir. Yoksa çok arkadaşımızın taşıdığı her türlü iyi niyetli girişim eğilimi fiyaskoya yol açabilir, beklenmedik sorunlar yüzünden ciddi mal, güç ve insan kaybına yol açabilir. Hele hele yapılanma döneminde olunan bir dönemde bu noktada yaşanacak en küçük bir örnek bile çok ciddi yansımalara yol açabilir. Bunun için çok dikkatli davarnılması gerektiği gibi hedeflerin mekana, zemine, siyasal ve toplumsal şartlara göre daha gerçekçi belirlenmesi gereği bir kez daha önümüze çıkmaktadır. Bundan sonraki yazılarda da bu yönlü görüş ve düşünce paylaşımında bulunmayı uygun görmekteyim”

 

Yeniden düşünmeye başlamak

e-Posta Yazdır PDF

 

Toplumumuzun büyük bölümü açlık, yoksulluk ve yoksunluk içinde. Bu sıkıntıyı aşabilmek için büyük gayretler sarfedilmekte. Her ne iş olursa olsun çalışmak için herşeyini vermeye, herşeyi yapmaya hazır bir işgücü olmasına rağmen, bu imkana kavuşmayanlar var. En ağır ama en düşük gelirli bir iş bulanlar bile bunu nimet sayarak sarılmaktadırlar.  

Üstelik bunun için büyük bedeller vermektedirler. Aylar yıllar topraklarından, eş, çocuk, dost ve akrabalardan uzakta kalmaktadırlar.  

Sefalet, pislik, rezalet, acı bir kader halini almaktadır.  

Bunun altında yatan en önemli sebep yoksulluk, yokluk değil, yoksunluktur.  

El çalışıyor, kol çalışıyor ama.. 

Beyin çalışmıyor.  

Bir meslek yok, bir iş kurma ve yönetme becerisi yok.  

Herşeyden önce bunları elde edecek bir bilinç  yok.  

Eğer bu bilinç olursa hepsini de aşmak mümkün. Bunun için dayanışma önemli, birlikte çalışma önemli, örgütlenme önemli, koruyup kollama önemli.  

Şahsen fakirliğe, yoksulluğa inanmıyorum. Yeryüzünü sarmış açlık ve sefalete de inanmıyorum. Görmüyor değilim, varlığını da oldukça iyi görüyor ve takip ediyorum.  

Latin Amerika’dan İslam dünyasına, Uzakdoğu ve Asya’nın sefaletinden Afrikaya uzanan sefaletin temelinde meşhur iktisadi deyimle “kaynak kıtlığı” bağlamıyorum. Tam tersine dünyanın mevcut kaynaklarının birıkan 6-7 milyar 50 milyar insanı  barındırmaya yettiğine inanıyorum.  

Ama tüm sorunların kaynağında elbette mevcut uygarlığımızın dokuları var ve bu başlı başına bir incelemenin kaynağı.  

Ama bir başlangıç yapmanın tek yolu önce kendimize, bilincimize anlayışımıza müdahale ile başlar.  

Artık kendimizi karşımıza alıp yeniden düşünmeye başlamalıyız

 
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Eko-stratejik girdap ve öküzün hikayesi

Kürtlerin yaşadığı coğrafya tüm dünya güçlerini tarih boyu ilgilendiren bir öneme sahiptir. Son olarak Roj TV, KNK, daha önce yerel siyasetçiler ve belediyeler ve genel olarak Kürtlere tüm yönelimin temelinde bölgenin ekonomik ve stratejik boyutu belirleyidir. 

Kürtleri temsilen ortaya çıkan bütün aktörler kendi çağının en güçlü devlet veya siyasi yapılarıyla karşı karşıya kalmışlardır. Çünkü burası; ilk üretimin, ilk mübadelenin ve ilk ticaretin başladığı coğrafya veya kesişim noktasıdır. Ü...

Devamını oku...

Kürtler;kriminal ekonominin işçileri

Henüz teori üreten bir toplum değiliz. Yaşamın boyutlarını kurgulayabilen, bu kurgulara gö...

Haydi artık kabuğumuzu kıralım!

'Devlet bu yıl et ithalatına izin vermeseydi, elimizdeki ticari hayvanların piyasası iyi o...

Kriz çanları tekrar hareketlendi

Peşpeşe gelen 'kriz' haberleri küresel krizin yeniden 'canlandığı' konusu gündeme getirdi....

Kapılar tamamen kapalı

Bütçe açığı, ortak para birimi euroyu kullanan 16 ülke için öngörülen yüzde 3 düzeyinin ...

 

Belkî ....

Kürdistan’da Ekonominin Tarihsel Gelişimine Giriş

More:

Tutarlı argümanlar gerçeğe toslarsa

More:

Bulletin most read