doza ray u ramane

birdoz

Sunday
Sep 05th


Para, Silah ve 'Ben'

e-Posta Yazdır PDF

'Sermayedarlar Öncüdür, Girişimleriyle, yarattıkları istihdamla, rekabet edebilme gücünü ve cesaretini göstermekle, yeni teknolojileri kullanarak yaşama geçirmekle öncülüklerini, liderliklerini pekiştirmektedirler...'

Yaptığı analizlerle Marks'ı çağrıştırsa da daha çok liberalizmin Marx'ı olarak tanımlanabilen Schumpeter'in en önemli iddialarından biridir bu söylem.

Herbirimizin bakışı, dünya görüşü ve pozisyonu itibarıyle farklı yaklaşacağımız bu iddiaya karşılık bir realite duruyor ortada. Kapitalizmin doğuşu, yükselişi ve bugünkü düzeye gelişinde büyük zaferler kazandığı gerçeğidir.

İmparatorluklar ve feodal yapı içinde başlayan doğuş serbest rekabet döneminde iktidara hakim oldu. Adam Smith ve Ricardo'nun 'doğal düzenin', 'gizli elin sihirli gücü' olarak tanımladığı bu yükseliş ilk ciddi darbeyi Marks ve ardıllarından aldı. Sermayedarların mekanizmaları teorik olarak tüm kavramlarını anlamı itibarıyle kaptırırken, işçi sınıfının yükselen bilinci ve gücü karşısında kendini yenileme gereği duydu.

Fayda-Maliyet analizleri, Marjinal Teorisi gibi yeni kavramların kullanılmasıyla ekonomi de adeta halktan koparılarak göklere yükseltildi. Bu çerçevede kendini teorik ve pratik olarak yenileyen mekanizma bir yandan yükselen muhalefet, diğer yandan içsel krizlerle baş edemeyerek ünlü 1929 ekonomi kriziyle adeta tıkandı.

Bedel ağır oldu. Tutunamayan sermayedar devlete sığınınca faşizmin yükselişi kaçınılmaz oldu. Bir akrep gibi kendini sokacakken, rakibi işçi sınıfının temsili devleti sosyalistlere sığındı. İşbirliği yaptı ve bu zehiri yok etti. Keynes eliyle yenilenerek hasmı sosyalistlere rakip oldu. Devletin ekonomiye müdahalesi ve sosyal devlet mekanizmasıyla hem iç muhalefeti hem de uluslararası alanda sosyalizmin yükselişini durdurdu.

70'lerin ilk yarısında yaşadığı içsel ekonomik krizi de aşınca yeniden atağa geçti. Daha önce devletin korumasına giren liberaller Milton Friedman'ın öncülük ettiğe yeni teorik çalışmalarla karşı saldırıya geçti. 'Daha az devlet daha çok özel sermaye süreci', yani moneterasit ekonomi darbelerle desteklendi. Şili deneyi, Arjantin, Türkiye, İran, Afganistan, Mısır vb birçok ülkede darbeler, zora dayalı değişimler işçilere, emekçilere ve orta sınıflara verilen tavizlerin geri alınmasına yol açtı. Gümrüklerin kaldırılması, vergilerin düşürülmesi, özelleştirmeler, kurların serbest bırakılması, sermaye ve finans hareketlerinin, serbest bölgelerin, yabancı sermayenin önünün açılması ile bütün varlıklar sermayedarlara aktı.

Elde biriktirilen güç ile solun tüm kalelerine açık saldırılar gerçekleşti. Theatcher, Reagan, Pinochet, Ziya Ülhak, Kenan Evren, Hüsnü Mübarek, Ayetullah Humeyni, Saddam Hüseyin sahne aldılar.

Lokal ve bölgesel çatışmalar, silah, petrol, otomotiv ve mal ticareti sınırları daha hızlı aşındırmaya başladı.

Sovyetlerin parçalanmasının denetim altına alınarak sağlanması, doğu Blokunun çökmesi, Almanyaların birleşmesi, Yugoslavya'nın parçalanması, Çin'in ekonomik duvarlarının yıkılması 1990'lı yıllar için Fukuyama'ya 'nihai zafer' ve 'tarihin sonu' iddiasını ortaya atmasına zemin hazırlayacak bir zafer sarhoşluğu havası verdi.

Kapitalizmin dünyaya globalizm söylemiyle tam hakimiyeti, devlet kadar zenginleşen Bill Gates gibi şahıslar ve şirketlere rağmen insanlığın sorunu çözülmedi. Refahın paylaşımı, ekonomik kalkınma, özgürlük, demokrasi, barış iddiaları tüm rakipler ortadan kaldırılmasına rağmen hala ortalarda yok.

Tam tersine yeryüzünde savaşlar daha çok arttı. Açlık-sefalet haddi daha yükseldi. Hak ihlalleri daha yaygın. İnsanı var eden değerler daha çok ayaklar altına alındı. Birey değerini daha çok yitirdi. Yetmezmiş gibi çevre, doğal kaynaklar, günlük yaşama imkan veren su, gıda, hava gibi herşey tehdit altında.

Sistemin öznesi, 'ben' şiddet üretiyor. Bu eser 'ben'in bencilliğidir.' İşletme bireylerin mülkiyetinde. Yönetimi katı bir hiyerarşiye tabii. Bunu koruyan yasaların uygulayıcısı hukuk bürokratik mekanizma ve normatif yasalara göre yürüyor. Yasalar adına zor uygulayan polis ve askeri yapının kendisi de en az işletmenin işleyişi kadar katı hiyerarşik kurallara sahip. Halkın temsili adına boy gösteren siyasal partilerin bu hiyerarşiden bağımsız olması mümkün mü? Partilerin kurulması, ilişkileri ve içsel özelliklerinin dışa vurumunu liderlerde görmek mümkün. 'Sözde demokrasi adına sistemin sözcülüğü'

Sermayedarların sistemi artık kendi kendini zehirliyor. İçte kriz, dışta savaş ve şiddet. Yaşamda hiyerarşi ve sanal söylemler.

Umud ediyorum ki insanlık bu büyük çöküşün altında kalmaz.

 

Eko-stratejik girdap ve öküzün hikayesi

Kürtlerin yaşadığı coğrafya tüm dünya güçlerini tarih boyu ilgilendiren bir öneme sahiptir. Son olarak Roj TV, KNK, daha önce yerel siyasetçiler ve belediyeler ve genel olarak Kürtlere tüm yönelimin temelinde bölgenin ekonomik ve stratejik boyutu belirleyidir. 

Kürtleri temsilen ortaya çıkan bütün aktörler kendi çağının en güçlü devlet veya siyasi yapılarıyla karşı karşıya kalmışlardır. Çünkü burası; ilk üretimin, ilk mübadelenin ve ilk ticaretin başladığı coğrafya veya kesişim noktasıdır. Ü...

Devamını oku...

Kürtler;kriminal ekonominin işçileri

Henüz teori üreten bir toplum değiliz. Yaşamın boyutlarını kurgulayabilen, bu kurgulara gö...

Haydi artık kabuğumuzu kıralım!

'Devlet bu yıl et ithalatına izin vermeseydi, elimizdeki ticari hayvanların piyasası iyi o...

Kriz çanları tekrar hareketlendi

Peşpeşe gelen 'kriz' haberleri küresel krizin yeniden 'canlandığı' konusu gündeme getirdi....

Kapılar tamamen kapalı

Bütçe açığı, ortak para birimi euroyu kullanan 16 ülke için öngörülen yüzde 3 düzeyinin ...

 

Belkî ....

Kürdistan’da Ekonominin Tarihsel Gelişimine Giriş

More:

Tutarlı argümanlar gerçeğe toslarsa

More:

Bulletin most read