doza ray u ramane

birdoz

Sunday
Sep 05th


Önce devlete şimdi tarikatlara muhtaç bir ekonomi

e-Posta Yazdır PDF
Bir Kürdün öğretilerine dayanarak kendini var eden, bazı tahminlere göre tarikatı eliyle 36 milyar dolar civarında bir ekonomik güce erişen Fetullah Gülen başta olmak üzere, bazı tarikatlar Bölge'de ekonomik çıkarma yapıyorlar. Ama bu yatırımlar coğrafyayı sömürüyor.

Çünkü;

Hizmet Sektörü olarak tanımlanabilecek yurtlar, okullar ve evlere yerleşen çocukların aileleri kira yiyecek benzeri tüketim parası ödemekte. Ayrıca durumu iyi olanlar zekat, fitre ve sadakalarını vermektedir. Bu bir kaynak aktarımıdır.

Ticari sektörün ana kaynağını marketler zinciri ve tarikatlara bağlı bakkal ve dükkanlar oluşturmaktadır. Bunların organizeli çalışması piyasaya göre ucuz mallar satmaları, birincisi başta siyasal olduğu gibi ekonomik baskı altındaki yurtsever esnaflar olmak üzere yöredeki tarikat koruması dışındaki tüm işletmelerin gelir kaybına neden olmakta. İkincisi bu tarikatlara bağlı işletmeler eliyle kazanılan para İstanbul'daki tarikat merkezlerine aktarılmaktadır. Yani Bölge'de kalan, burada yatırıma dönüşen, yeni istihdam ve büyüme alanları yatıran bir karaktere sahip değiller.

Kısa vadede sefaletin şiddetini biraz düşüren bu girişim, tüketiciler açısından bir yandan ucuz mal temini, bir yandan da tarikata helalinden bir katkı olarak görülürken aslında bağımlılığın ağının örüldüğü bir çarkın dişlilerini bedenlerimize batırmaktan başka bir işe yaramıyor. Oysa tek taraflı yaptırım ve zor olmaz, ithalat ve ihracatın önü açık tutulur, ekonomik örgütlenme konusunda serbestiyet tanınırsa daha ucuz mal alım satımı yapmak mümkün. Yine sermayenin tabana yayılması daha dengeli ve yaygın olur.

Tarikatların yaptığını daha önce Devletin kendisi yaptı zaten. Et ve balık kurumları, Toprak Mahsulleri Ofisi, Yün Yapağı işletmeleri, Sümerbank, Tarım kredi kooperatifleri vb birçok kurum eliyle Bölge'de hazır üretilebilen ürünler düşük fiyatlarla satın alınarak Türkiye'deki metropol bölgelere aktarıldı.

Kısa vadede üreticinin elindeki ürünün pazara açılmasına ve paranın piyasaya girmesine katkı gibi görülen bu ekonomik girişimin iddia edildiği gibi kalkınma ve büyümeye bir etkisi olmadı.

Cumhuriyetin kuruluşunda da Türkiye ekonomisinin yüzde 20'si gibi bir paya sahip olan coğrafya, isyanların yaşandığı 1940'lara dek ancak yüzde 18'lere düştü. Devletin tam hakim olması, planmalar ve yatırımlar yapması ardından 1960'larda yüzde 12, liberalizm, GAP yatırımları ve özel sektörün hakim olmaya başladığı 80'lerde devlet yanlısı aşiret ve ailelere ve koruculara peşkeş çekilen özelleştirmeler eliyle oran yüzde 6-8'ler civarında seyretti (bkz E.Pelda, Üç Damar, Çıma Yay., 2000). Tarikatların ekonomisinin hakim sürdüğü bu dönemlerde ise yüzde 4-6'nın üzerinde bir orana ulaşmak mümkün değil.

Kürtlerin adını ağzına almayan, Federal Kürdistan Bölgesi için 'Tampon Devlet' yakıştırması yapan ve bunun kurdurulmasına müsade etmeyeceklerini söyleyen Fetullah Gülen eliyle Bölge'de amaçlanan, siyasal sosyal ve kültürel yükselişe geçen Kürtlerin ekonomik damarlarını kurutmaktır. Bunun için ister belediyeler eliyle olsun, ister özel girişimciler eliyle olsun yatırım yapmak, örgütlenip birlikte ticaret yapmak isteyen yurtsever insanların girişimlerini başarısızlığa uğratmak için aynı alanda ve bölgede yatırım yaparak haksız rekabet yoluyla ayakta kalmalarını engelliyorlar.

Üstelik devletin ekonomik, siyasal destek ve tercihlerini de yanlarına alıyorlar. İhalelerde hükümet ve tarikat yanlıları tercih ediliyor. Rüşvet ve iltimas mekanizması dahi bu güçler arasında dönmekte.

Bundan dolayı Kürt esnafının, çiftçisinin ve yatırımcısının kendi topraklarında gelişmesi, buna dayanarak bölgesel kalkınmaya etki etmesi mümkün değildir. Daha da şahsi pozisyon ne olursa olsun ayakta kalabilmek için tarikata boyun eğmek, bundan dolayı bağış, zekat, fitre vermek, toplantılarına ve ibadetlerine katılmak bundan dolayı Kürt sorunu aleyhine geliştirilen siyasal, eğitsel şiddete maruz kalmak zorundadır.

Tüketici tercihini yaparken emeğinin ürünü olan parayı tarikatın marketinde harcaması telkini nedeniyle ibadet yapmış, sevap işlemiş olacağı hissiyle hareket etmektedir. Devletin ve tarikatların yatırımlarına, yardımlarına ve teşviklerine ihtiyaç yok. Komşulara vizeyi kaldıran devlet gümrükleri de kaldırsın ya da gelirlerini Ankara'ya değil Diyarbakır'a bıraksın. Aynı şekilde barajlardan sağlanan elektiriğin, maden gelirlerinin parasanı da bıraksın. İstikarsızlıktan dolayı toprağını terk eden esnafın, kalifiye insanın ve işçinin emek, sermaye ve malına güven ortamı sağlamak için kolluk güçlerini kışlalarına çeksin. Yine haksız rekabeti önleyen yasalarla tekelci girişimleri önlesin. Asli görevi dinsel alanla ilgili olan tarikatların ekonomideki etkileri, ekonominin gerçek aktörlerine bırakılsın. O zaman kalkınma nasıl olurmuş görülür.

Unutulmamalı ki, Abdulhamid'e başkaldırmış Saidi Nursi'nin öğrencisi Gülen'in şimdi Abdulhamitçi yaklaşımını tasvip etmek Kürtlere kaybettirmektedir. Hem dinen hem ikdisaden hem de siyaseten. Bu sayfanın konusu olmamakla birlikte belirtilmelidir ki, dinen de, ilmen de Türkçü sentezli İslam anlayışına Kürtlerin ihtiyacı yoktur. Tarikatlarıyla, alimleriyle islam anlayışlarıyla daha köklü ve tutarlı bir tarihi olan Kürtlerin parasal çıkarlar yüzünden maruz kaldıkları dinsel, dilsel, etnik ve ekonomik şiddeti, sömürüyü yeniden gözden geçirmeleri ve kendilerine dönmeleri kaçınılmazdır.
 

Eko-stratejik girdap ve öküzün hikayesi

Kürtlerin yaşadığı coğrafya tüm dünya güçlerini tarih boyu ilgilendiren bir öneme sahiptir. Son olarak Roj TV, KNK, daha önce yerel siyasetçiler ve belediyeler ve genel olarak Kürtlere tüm yönelimin temelinde bölgenin ekonomik ve stratejik boyutu belirleyidir. 

Kürtleri temsilen ortaya çıkan bütün aktörler kendi çağının en güçlü devlet veya siyasi yapılarıyla karşı karşıya kalmışlardır. Çünkü burası; ilk üretimin, ilk mübadelenin ve ilk ticaretin başladığı coğrafya veya kesişim noktasıdır. Ü...

Devamını oku...

Kürtler;kriminal ekonominin işçileri

Henüz teori üreten bir toplum değiliz. Yaşamın boyutlarını kurgulayabilen, bu kurgulara gö...

Haydi artık kabuğumuzu kıralım!

'Devlet bu yıl et ithalatına izin vermeseydi, elimizdeki ticari hayvanların piyasası iyi o...

Kriz çanları tekrar hareketlendi

Peşpeşe gelen 'kriz' haberleri küresel krizin yeniden 'canlandığı' konusu gündeme getirdi....

Kapılar tamamen kapalı

Bütçe açığı, ortak para birimi euroyu kullanan 16 ülke için öngörülen yüzde 3 düzeyinin ...

 

Belkî ....

Kürdistan’da Ekonominin Tarihsel Gelişimine Giriş

More:

Tutarlı argümanlar gerçeğe toslarsa

More:

Bulletin most read