doza ray u ramane

birdoz

Tuesday
Sep 07th


Ekonomi eliyle şiddet nereye kadar?

e-Posta Yazdır PDF
Douglas North, yıllarca kurumsal iktisat üzerine çalıştı. 1992 yılında Nobel Ekonomi ödülünü alırken, özellikle ekonomik kararlarda bireyin davranışlarını etkileyen bütünsel faktörlere dikkat çekiyordu. Gelenekler, yasalar, psikolojik özellikler, öğretim durumu, firmaların yapısı, toplumsal tüketim ve üretim alışkanlıkları ile iklim ve çevresel özellikler dahil birçok bileşene dikkat çekiyor ve kurumsal iktisadın birer tamamlayıcısı olarak gösteriyordu.

Özellikle değişim, dönüşüm ve yeniden yapılanmada kurumsal yapının rolüne dikkat çekti. Bir toplumun tarihsel arka planı ne olursa olsun, ister Mısır uygarlığına ister Roma'ya, isterse uzak Asya veya Latin Amerika'daki herhangi bir kırsal bölgeye dayanan birim olsun; ilk yapılanması, gelişmesi ve dönüşümü ancak kurumlar eliyle gerçekleşebildi.

Hele hele günümüz modern toplumda kurumsal yapılar gelişme, kalkınma ve refah için elzemdi. Kırsal-tarımsal toplumdan, kentsel-endüstriyel topluma dönüşüm ancak kurumlar eliyle mümkündü. Dolayısıyla liberal ekonomistlerin iddia ettiği gibi yalnızca pazar mekanizması ve onun üzerinde kurulu rekabetin korunması tek başına bir anlam ifade etmemektedir. Anayasal ve yasal düzenlemeler, eğitim, kültürel gelişim, toplumsal katılım, tercihlerde serbestiyet, çeşitlilik ve saygı temel unsurlardır.

Sadece ekonomiyi esas alan düzenlemelerle de bir sonuç elde etmek mümkün değil. Dışsal faktör ve ögelerin niteliği, doğru dizaynı, esnekliği, çoğulculuğu, kapsayıcılığı da oldukça belirleyicidir. Taa aileden başlayan, işletmeye, firmaya ve piyasaya yansıyan alışkanlıklar ile bilinç düzeyi, yine işleyişi etkileyen eğitim, din, kültür, siyasal eğilimler ve yasalar bütünlüğü ciddi belirleyenlerdir.

Sorgulanması gereken bu bütünün içeriği ve hedef topluma yansımasıdır. Bu dönüşüm aynı zamanda bir müdaheledir. Pozitif bir yönü olmakla birlikte denetim ve şiddeti barındırabilmesi sözkonusu.

Türkiye'den tanık olduğumuz örnekler doğrultusunda bakarsak; Öcalan'ın İtalya'da iken, İtalyan mallarına boykot girişimi veya Türkiye'nin PKK aleyhine bir karar aldırmak için çeşitli devletlere ve firmalara verdiği yüksek bedelli ihaleler, rüşvetler ve gereksiz alımlar ekonomiye fatura edilmektedir.

Türksolu çevresi eliyle açık açık ilan edilse de, aslında bununla bağlantılı olarak kemalistlerin, Perinçek yandaşlarının, CHP ve MHP'lilerin de aynı kanaati taşıdıkları 'Kürtlerle alışveriş yapmayın, kontakt kurmayın' söylemleri siyasal olduğu gibi ekonomik sonuçlar da doğurmaktadır.

Hele hele boşaltılan dört bin civarında köy, Bölge'den Türkiye'ye politik ve ekonomik kaynaklı göç, yayla yasağı, gıda ambargosu, vazgeçilen yatırımlar, bitirilmeyen ve yaşama geçmeyen üretim birimleri ekonomi ile siyasetin iç içe geçtiği kurumları, kararları ve mekanizmaları gözler önüne sermektedir.

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında tasarlanan, umumi müfettişlikler eliyle sistematize edilen ekonomi, eğitim, sağlık, ulaşım, iletişim; siyasi amaçlara göre dizayn edildi. Haliyle Kürtler üzerinde asimilasyon, Bölge'den kaynak aktarımı; yasalar, devlet kadroları eliyle ve askeri zor mekanizmalarıyla yürütüldü.

Yakın dönemde, Ecevit Hükümetinin koalisyon ortağı MHP'li Tarım bakanının Bölge'de 'Türk İneği' yaratmayı istemeleri hiç sorgulanmadı. Başbakan Erdoğan'ın damadının ailesi örneği veya politik çevresinin medyadan, inşaata, sanayiye ve ticarete değin yükselişi her noktaya sızması reva iken, yeşil kartlı Kürtlerin bu imkanı kaybetmemesi için tehdit edilmesi bir şidettin göstergesidir.

Seçim döneminde yiyecek, beyaz eşya dağıtımı da öyle. Bunun gibi mikro kredi, tarımsal kredi, küçük işletme kredisi vb tüm destek programları aynı zamanda içinde şiddet ögesi taşıyan kurumsal, ruhsal ve ideolojik aygıtlardır. Buna şükran duyulması iktidardaki hükümete oy olarak yansıdığı gibi, kaybetme korkusu da aynı sonucu doğurmakta.

İşte Kürt sorununa çözüm aramak bir nevi bütün bu uygulamalara karşı durmayı gerektirmektedir. Ekonomik şiddetin bertaraf edilmesi, devletin dışlanarak toplumsal kategorilerin, ekonomik aktörlerinin yeni bir zeminde birlikte hareket etmeleri kaçınılmazdır.

'içtiğin her sigara sana kurşun olarak dönüyor' söylemi basit gibi görünse de siyasaldır, tavırdır, aynı zamanda, içinde bir ekonomik realiteyi barındırmaktadır. Hem alınan vergi miktarı hem de buradan savunma sanayine doğrudan aktarılan fon nedeniyle böyle. Buna karşı bilinçli bir tavır ilk anda siyasal bir adım gibi görülsede ekonomik faktör kullanımını araç olarak ortaya çıkarmaktadır.

Sonuç itibariyle yönetici elit eliyle artık doğal bir hak, reva görülen bir anlayışa dönüşen ve kurumlaşan bu ruh halinin ürünü olan bir ideolojiye karşı farklı bir söylem ve duruşun sergilenmesi mevcut alışkanlıkların bütün dayanaklarını sarsabilir. Siyasal özellikli bir girişim gibi, ekonomik içerikli bir girişim de mevcut mekanizma karşısında bir duruşu beraberinde getirebilir.
 

Eko-stratejik girdap ve öküzün hikayesi

Kürtlerin yaşadığı coğrafya tüm dünya güçlerini tarih boyu ilgilendiren bir öneme sahiptir. Son olarak Roj TV, KNK, daha önce yerel siyasetçiler ve belediyeler ve genel olarak Kürtlere tüm yönelimin temelinde bölgenin ekonomik ve stratejik boyutu belirleyidir. 

Kürtleri temsilen ortaya çıkan bütün aktörler kendi çağının en güçlü devlet veya siyasi yapılarıyla karşı karşıya kalmışlardır. Çünkü burası; ilk üretimin, ilk mübadelenin ve ilk ticaretin başladığı coğrafya veya kesişim noktasıdır. Ü...

Devamını oku...

Kürtler;kriminal ekonominin işçileri

Henüz teori üreten bir toplum değiliz. Yaşamın boyutlarını kurgulayabilen, bu kurgulara gö...

Haydi artık kabuğumuzu kıralım!

'Devlet bu yıl et ithalatına izin vermeseydi, elimizdeki ticari hayvanların piyasası iyi o...

Kriz çanları tekrar hareketlendi

Peşpeşe gelen 'kriz' haberleri küresel krizin yeniden 'canlandığı' konusu gündeme getirdi....

Kapılar tamamen kapalı

Bütçe açığı, ortak para birimi euroyu kullanan 16 ülke için öngörülen yüzde 3 düzeyinin ...

 

Belkî ....

Kürdistan’da Ekonominin Tarihsel Gelişimine Giriş

More:

Tutarlı argümanlar gerçeğe toslarsa

More:

Bulletin most read