Bir iş adamının bir serzenişini kendisiyle yaptığım uzun ve çeşitli görüşmeler sonrasında düşüncelerini paylaşmak anlamlı olsa gerek. Bunun için daha çok onun söylemlerini bir özetini paylaşmak uygun olacaktır. “Gerek geçmişimde yaşadığım siyasal süreçler gerekse hala iş yaşamında bir işletmeci olarak sürdürdüğüm hayat tarzının oldukça önemli deneyimlerle dolu olduğunu düşünüyorum.
Ancak her iki platformdada gördüğüm şu ki belirlenen bir hedef var ise o hedefe ulaşmanın çok zorlu ve dolambaçlı olduğudur. İrade, sıkıntı, stress, azmetme duygusu ve sabır gibi temel özelliklerin bireyde bulunmasının yanı sıra dış faktörlerinde hedefe varmada çok önemli olduğunu bizzat can acısıyla yaşayarak tanık olan biriyim. Özellikle mensubu olduğumuz toplumun üyelerinin rolü ve fonksiyonu ya da genel özellikleri işlerimizi daha da zorlaştırmaktadır. Çünkü çok geçmişe dayanan bir ekonomik yaşam anlayışımız ve kültürümüz ne sermaye cephesinde ne de emek cephesinde yok. Türkiye veya Avrupa zemini üzerinde başka kültür ve olanaklar üzerinde şekillenen bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Bununda kendine, geleneğine, iş arkadaşına ve ülkene yabancılaşmayı getirdiğini çok net olarak yaşıyoruz. Ancak sevindirici olan buna karşı arayışlarımızın da devam etmesidir. Bu nedenle belki istediğimiz seviyede olmasa da içerisinde bulunduğumuz iş dünyasının da yeni çıkışlar peşinde olduğunu görmekteyiz. Tabiiki problemlerimiz var ve oldukça derin. Mesela ekonomik başarının yolu siyasi ve toplumsal iradeyle çok ilişkilidir. Özgün durumumuzdan dolayı bu konuda çok ciddi koordinasyon sorunu yaşadığımız bir gerçek. Bunun özellikle vurgulanması gerekir. Çünkü bir yatırımcının en çok ihtiyaç duyduğu konu yatırım zemininin ve sektörünün güven içinde olmasıdır. Bundada politik yapı ve aktörlerin rolü çok büyüktür. Malum durumdan dolayı ülkeye yönelik bir girişimin zemini çok ciddi bir siyasal güven ortamı gerektirmektedir. Yoksa çok arkadaşımızın taşıdığı her türlü iyi niyetli girişim eğilimi fiyaskoya yol açabilir, beklenmedik sorunlar yüzünden ciddi mal, güç ve insan kaybına yol açabilir. Hele hele yapılanma döneminde olunan bir dönemde bu noktada yaşanacak en küçük bir örnek bile çok ciddi yansımalara yol açabilir. Bunun için çok dikkatli davarnılması gerektiği gibi hedeflerin mekana, zemine, siyasal ve toplumsal şartlara göre daha gerçekçi belirlenmesi gereği bir kez daha önümüze çıkmaktadır. Bundan sonraki yazılarda da bu yönlü görüş ve düşünce paylaşımında bulunmayı uygun görmekteyim”






