doza ray u ramane

birdoz

Tuesday
Sep 07th


G-20 Zirvesinden Yeni Ekonomi Politikaları

e-Posta Yazdır PDF

Geçen hafta ABD’nin Pittsburgh kenti’nde gerçekleşen ve iki gün süren G20 toplantısı hem global düzeydeki ekonomik krizin yönetimi hem de dünya ekonomisinin yeni trendi hakkında önemli ipuçları sunmaktadır.

Her ne kadar Türkiye’deki medya “ne kadar büyük olduklarından dem vurup böylesi bir toplantıya davet edilmeyi hep abartsalarda ya da Başbakan’ın liderlerin yerini işaret eden bayrağı kaldırmasını öne çıkarıp hamasi duyguları besleselerde,” aslında Türkiye ve onun gibi ülkelere daha büyük yükümlülükler getirilmektedir.

Öncelikle dikkat çekilmesi gereken konu bu yapının dünyanın G7’ler gibi zengin ya da ekonomik olarak belirleyici ülkelerden oluşmadığıdır.  Aksine gelişmiş ülkeler ile fakir ve gelişmekte olan ülkelerin bir araya gelmesinden ibarettir. 2006’dan bu yana bir sisteme kavuşan zirve G7 ülkeleri, Avrupa Birliği Yönetimi ve 12 ülkenin katılımıyla gerçekleşmektedir. Türkiye, Çin, Brezilya, Arjantin, Endonezya, Hindistan, Rusya, Güney Afrika ve Meksika gibi orta-alt gelirli ülkelerin yanı sıra Güney Kore, Suudi Arabistan ve Avusturalya gibi orta gelirli ülkeler bu zirvede yer aldı.

G20 ülkeleri dünya nüfusunun üçte ikisini, yurtiçi hasılanın yüzde 90’nını ve dünya ticaretinin yüzde 80’nini temsil etmektedir.  Dolayısıyla bu gerçek anlamda zengin ve fakir ülkelerin toplantısıdır. Zaten resmi belgelerdeki tanımlamada da bu mevcuttur.

Her ne kadar liderlerin medyatik zirve toplantılarıyla süslensede, asıl yönlendiriciler ve karar vericiler finansla ilgili bakanlar, merkez bankaları yönetimleri, Dünya bankası, IMF, Dünya Ticaret Organizasyonunun yöneticileridir.

Peki bu mekanizmanın pratikteki işlevi ve son liderler toplantısıyla ortaya çıkan yaklaşım nedir?

Çok basit bir dille izah edilirse, zenginler düşük ve orta gelirlilere diyorlar ki; “Üretim maliyetlerinin düşük olması, yani ucuza üretim yapmanız iyi ama tüketim hacmini arttırın.”

Peki hangi ihtiyaçtan dolayı ve hangi formülle?

Alman Başbakanı Merkel’in daha önce yaptığı bir konuşmada dediği gibi, üretilen her dört otomobilden üçünü dışarıya satan Almanya’nın Pazar bulması zaruridir. Yani Gelişmiş ülkelerde krizden etkilenen ve devletçe finanse edilen Ford, General Motor, Opel, VW, Mercedes, Audi gibi Otomotiv devlerinin kurtuluşu satışların arttırılmasına bağlıdır.

Bu durumda G7 dışında kalan Çin’in, Hindistan’ın ve diğer üyelerin kendi otomobilini üretmemesi beklenir. Öte taraftan 12 üye ülkedeki kişisel alım gücünün otomobilleri satın almaya yetecek düzeyde olması içinde ayarlamalar yapılmalıdır.

Yani Merkel’in dediğinin gerçekleşmesi için 12 ülkede otomobili alacak kadar gelir düzeyine sahip olan bir orta ve üst sınıfın yaratılması ve desteklenmesi gerekir.

Haliyle kaçınılmaz olan sınıflararası gelir uçurumuna sessiz kalmak ve önleyici politikalardan uzak durulmasıdır. Çünkü bu ülkelerde çok düşük olan işçi ücretlerinden yararlanan gelişmiş ülke firmalarının üretim maliyetlerinin düşük tutulması büyük bir arzudur. Tabiiki rahatsızlıklarını bir biçimde dile getirecek olan alt sınıfların kontrolde tutulması için gerekli hukuki ve polisiye tedbirlerin alınmasını kimse yadırgamayacaktır. 

Gerçekte, son zirvede başta Obama’nın dile getirdiği gibi, yani Çin’e hitab ederek; “devletin tasarruflardan kaçınması, harcamalarını arttırması, tüketimi teşvik ederek global ekonomiye canlılık kazandırması” talebi bu iddiayıi teyit etmektedir, ki bu istek Türkiye dahil diğer tüm ülkeler içinde geçerlidir.

Üstelik bunun gerçekleşebilmesi için mal hareketleri önündeki gümrük vergilerinin düşürülmesi, finans piyasalarının devletin denetiminden çıkması, ya da devletin ekonomi üzerindeki tasarruf yönlü belirleyiciliğinin kaldırılması amacıyla yeni bir finans sisteminin kurulması öngörülmektedir. Merkez bankalarının rolünün arttırılması hükümetlerin denetiminden çıkması ve rolü arttırılması hedeflenen IMF ve Dünya Bankası ile çalışması ilk adımlardır.

 

 

 

Eko-stratejik girdap ve öküzün hikayesi

Kürtlerin yaşadığı coğrafya tüm dünya güçlerini tarih boyu ilgilendiren bir öneme sahiptir. Son olarak Roj TV, KNK, daha önce yerel siyasetçiler ve belediyeler ve genel olarak Kürtlere tüm yönelimin temelinde bölgenin ekonomik ve stratejik boyutu belirleyidir. 

Kürtleri temsilen ortaya çıkan bütün aktörler kendi çağının en güçlü devlet veya siyasi yapılarıyla karşı karşıya kalmışlardır. Çünkü burası; ilk üretimin, ilk mübadelenin ve ilk ticaretin başladığı coğrafya veya kesişim noktasıdır. Ü...

Devamını oku...

Kürtler;kriminal ekonominin işçileri

Henüz teori üreten bir toplum değiliz. Yaşamın boyutlarını kurgulayabilen, bu kurgulara gö...

Haydi artık kabuğumuzu kıralım!

'Devlet bu yıl et ithalatına izin vermeseydi, elimizdeki ticari hayvanların piyasası iyi o...

Kriz çanları tekrar hareketlendi

Peşpeşe gelen 'kriz' haberleri küresel krizin yeniden 'canlandığı' konusu gündeme getirdi....

Kapılar tamamen kapalı

Bütçe açığı, ortak para birimi euroyu kullanan 16 ülke için öngörülen yüzde 3 düzeyinin ...

 

Belkî ....

Kürdistan’da Ekonominin Tarihsel Gelişimine Giriş

More:

Tutarlı argümanlar gerçeğe toslarsa

More:

Bulletin most read