Kürt edebiyatında, felsefi düşünce açısından en etkileyici ve güçlü isimlerden biri de kuşkusuz Ehmedê Xanî’dir. Xanî (Colamêrg 1651-Bazîd 1707), felsefi imge ve temalarında, diğer edebiyatçılardan daha açık, rasyonel ve somut olduğu için, bir edebiyatçıdan daha çok bir Kürt filozofu olarak bilinmektedir. Yurtseverlik dışında, sınıfsal çelişkiler, siyasal ile evrensel birçok konu ve olgularda tutum sahibidir. Bu tutumlarını şiirsel imge ve sembollerle dile getiriyor. Kürtler ve İrani halkların ilk felsefe ve dini inançları olan Zerdüştlüğün özünü teşkil eden diyalektik ve düalist felsefe, E. Xanî’nin eseri olan Mem û Zin’de formülleşen bir yasa gibi işlenmektedir. Zıtların varlığını ve ilişkileri izah eden Xanî, doğa ve sosyal yaşam dışında, dinsel ve manevi yaşamın (cennet ile cehennem) örneklerini yan yana getirerek, kendi diyalektik yaklaşımını net bir biçimde ortaya koyar ve şöyle der; “varlıkları birbirleriyle belli etti, Zıtları zıtlarla açığa kavuşturdu, Bu ağır yürüyüşlü ve yuvarlanan yerlerle gökler, Bu topraklar, duran ve yürüyenler ve de melekler, Bu aydınlık, karanlık, küfür ve iman, Bu cennet, cehennem, bahçe ve ateş Bu soğuk, sıcak, yaş ve kurular, Bu beyler, dilenciler, zengin ve yoksullar Bu toprak, hava, su ve ateş, Bu gece, gündüz, gölge ve güneş Bu ayrılıklar, kavuşmalar, sevinç ve gamlar Bu ölüm, diriliş, şenlik ve matemler…” Aynı varlıkta zıtlık veya “zıtların birliği” yasası… Xanî bu diyalektik felsefesini başka bir örnekte, ideolojik ve karakteristik bir çözümlemeyle izah etmeye çalışmaktadır; “beyler içleriyle ve dışlarıyla Şüphesiz ateşe benzerler Görünüşte güzel yüzlü ve nurludurlar Aslında ise idare etmekten uzaktırlar Merhamet edince güneşe benzerler Kahredince de dünyayı yakarlar” Burada hakim sınıfın karakterini çözümleyen Xanî, onların iç ve dış çelişkilerini dile getiriyor. Buna göre bir hükümdar, tıpkı ateş gibi görünürde yumuşak, güzel ve çekici olabilir. Ancak bu aldatıcıdır. Çünkü hükümdar özünde ateş gibi merhametsizdir ve etrafındaki her şeyi yakabilir. Bu iki zıt özellik (görüntüde güzellik ve özde çirkinlik) ateşte olduğu gibi hükümdarın karakterinde somut bir şekilde vardır. Yani aynı varlıkta zıtlık veya “zıtların birliği” yasası vardır. Mem û Zin destanında toplumsal yaşamın diyalektiği çok net bir şekilde kendini Tacdin ve Beko-Ewan şahsiyetlerinde yine gösteriyor. Zin’in ağzıyla bu durumu izah eden Xanî, her şeyde olduğu gibi sosyal yaşamda da sevginin yanında kin ve nefreti de göstermektedir. Sevginin dostları olduğu kadar, kinin ve nefretin de dostları vardır. Nasıl ki, Tacdin sevginin, barışın ve iyiliğin yanında yer almışsa, Beko’da fitne ile fesatlık, kötülük ile kinin yanında yer almış ve bunları temsil etmiştir. Bu durum işin doğası ve gereğidir. Bu zıtlar birlikte aynı olgunun içindedirler. Dört temel madde ve iki manevi öğenin varlığı Eski Grek (Yunan) felsefesinde görüldüğü gibi Xanî’nin felsefesinde de dört temel maddi ana sır (Ateş, Su, Toprak, Hava) dışında, iki tane temel manevi öğe de vardır. Bunlar; sevgi ve kindir. Mem û Zin’de Beko’nun kini ve nefreti, fiziki ve zahiri (biçimsel) bir şekilde Mem ile Zin’i birbirinden uzaklaştırıyor ve toplum içindeki bölme tohumlarını ekiyor. Bunun yanında Mem ile Zin’in aşkı; ruhları ve toplumu birleştiriyor. Atomcu Empedokles’in dediği gibi her şeyin (ister maddi olsun, isterse manevi) birliğinin temelinde sevgi var. Tam tersinde, her şeyin bölünmesinin temelinde de kin ile nefret var. Xanî her ne kadar dört temel maddi öğeden bahsediyorsa da, esas Zerdüşt gibi ateşi her şeyin üstünde görmüştür. Çünkü ateşi insana zarar veren madde değil, tam tersine insanı kurtaran bir madde olarak görmektedir. Mem û Zin destanında; Tacdin, Mem ile Zin’in beraberliğini Mîr’den gizlemek ve onları zor durumdan kurtarmak için, kendi evini yakıyordu. Evini yakarken, eşi olan Siti’ye şöyle sesleniyordu; “Yani Memo ile Zin ağır bir durumda, Belanın bataklığında kalmışlar, Başkası ateşi suyla öldürür Ben ise ateşle suyu öldüreceğim” Burada su felaketin ve kötülüğün sembolü olmaktadır. Bu nedenle öldürülmesi gerekilen bir semboldür. Bu öldürme görevini yapacak olan madde ise ateştir. Ateşin kutsallığını bu temelde göstermektedir. Bilimin önemini çok iyi anlayan bir düşünürdür Ehmedê Xanî’nin hayalindeki hükümdarın veya devlet insanı her zaman her yerde ve her şart altında gerçeği savunan kimsedir. “Nûbara Biçûkan” adlı eserinde, bu hayalini şöyle dile getiriyordu; “şayet saygın bir padişah ve bir hükümdar olmak istiyorsan; Yalan ve gerçek dışı söyleme, Eğer seni paramparça etseler de” Xanî’nin tasavvurunda mükemmel insanın en temel özelliğini, sadece bilgi veya bilinç sahibi bir insan değildir. Bilgi ve bilinç yanında, somut pratikte şart olarak öne sürülüyor “Nûbara Biçûkan” adlı eserinde şöyle der; “… eğer seninle beraber aynı seviyede Kimse olmamasını istiyorsan, Bilimi oku, hem de kendin için Onunla zanaat ve iş yap” Burada Xanî üstün bir insan için teori ile pratiğin birliğini ortaya koyar. İnsanlaşmanın ilk ortaya çıkışında bile, belirleyici bir role sahip olan bu iki faktör (emek ile düşünce) Xanî’nin felsefesinde de, insan için iki temel yaşamsal olgudur. Xanî kendi döneminde bilimin önemini çok iyi anlayan bir düşünürdür. Zira yaşadığı dönemde (17.yy) insanlık özellikle Avrupa’da felsefeden bilime doğru bir geçiş süreci içindedir. Avrupa sanayi ve teknik devriminin arifesindedir. Bu anlamda Xanî bilimselliğe doğru ilerleyen çağı iyi kavrayan bir düşünce adamıdır. Bununla ilgili yine Xanî, “Nûbara Biçûk”de şu satırlarla bilimin önemini izah ediyor; “… iyi bir bilim okuyan kimse, Devleti kökten tanıyan olur” “… cehaletini bilimle değiştiren kimse Bakırını altınla taçlandıran olur” Burada Xanî’nin devlet konusundaki, layık anlayışını da görmek mümkündür. Çünkü o; devleti en iyi çözümleyen ve bilen insan, bilimle tanışan ve uğraşan insandır diye vurguluyor. Burada din yerine, devlet idaresi için bilimi daha uygun gören bir yaklaşım söz konusudur. ‘İblis’ ve Ortadoğu’nun temel düşünce çıkmazı Xanî birçok konuda olduğu gibi İblis’e ilişkin de, geleneksel dogmatik Ortadoğu semavi dinlerinden farklı ve yeni bir yaklaşım içindedir. Ortadoğu kökenli inançlarda genelde ‘İblis’e lanet ediyorlar ve bütün kötülüklerin kaynağı olarak gösteriyorlar. Oysa İblis, kendisinin kutsal olan ateşten geldiğini ve ateş kadar kutsal olmayan topraktan gelen Adem’e secde etmeye (boyun eğme) uygun görmediği için, Allah’ın fermanlarına karşı gelmiştir. Bu noktada belki Ortadoğu’nun temel düşünce çıkmazı yatmaktadır. Çünkü batı Mitolojisinde, tanrı Zeus’a karşı çıkanlar kahramanlaşıyor (Prometheus gibi). Tanrılara (efendilere) karşı özgür bir iradenin sahibi olma ifadesi veya sembolü olmak, batı düşünce tarzında olumlu bir yaklaşım olarak değerlendirilmiştir. Fakat böyle bir iradeye sahip olmak için tanrıya isyan eden İblis (Şeytan), Ortadoğu’nun mitolojisinde çok olumsuz bir şekilde sembolleşmiştir. Bu temelde günümüze dek, bütün ruhsal-kolektif Ortadoğu dünyasına bu yerleşmiştir. Xanî’nin tavrı bu konuda Hallac-ı Mansur’un tavrına benzemektedir. Çünkü Xanî, İblis’i suçsuz görmektedir! Bu mistik felsefi yaklaşımını şöyle dile getiriyor; “… zavallı günahsız şeytan Günde bin kez ibadet ediyordu, Çünkü sen güç vermiştin ona O, tanrıdan başkasına secde etmedi Sen de onu tardettin (kovdun) kapından Bir defa olsun secde etmedi başkasının önünde Kahrın, onu ebediyen ateşe çarptırdı Hülasa (sonuçta) senin hikmetinden anlayan Bir tek fert görmedik maşallah” (Mem û Zin eserinden) Aslında Xanî yarı açık, yarı gizli bir biçimde “Allahı eleştiriye” tabi tutuyor. Çünkü İblis bütün melaikelerden daha çok ilkelidir. Bu nedenle Adem şahsında Allahın fermanlarını kabul etmiyor. Fakat Allah da, onu cezalandırıyor. Xanî, Allah’ın bu yaklaşımına bir türlü anlam veremiyor. Xanî kapitalist sisteme doğru gidişi gördü Çağın toplumsal ve siyasal kimliğini kavrayan Xanî, dünyanın feodal sistemden, kapitalist sisteme doğru bir sürece girmeye başladığını görüyor. Artık insanlar arasındaki ilişki para ve maddi çıkar üzerine kurulmaktadır. Xanî’ye göre artık insanlar için en büyük dost ve sevgili paradır. Manevi değerleri ifade eden hikmet (felsefe) ve ilimi ise kimse parayla değiştiremez. Bu konuda Xanî şöyle der; “… özellikle bu çağda şu para kesesi Olmuş hepimizin dostu sevgilisi Yani para ve altın hırsından -bunların her biri bize o kadar yar olmuş ki- İlmin tamamını bir mangıra satsan Felsefeyi bir ayakkabı karşılığında versen, Kimse o kadehi kendine ışık öncüsü yapmaz, Kimse düzene girmeye yanaşmaz” (Mem û Zin eserinden) Denilebilir ki, Xanî felsefi-bilimsel ve laik anlayışı, günümüzün Kürt aydınlanma ve demokratik mücadelesi için, her yönüyle önemli tarihi bir kültür mirasıdır. E. Xanî’yi anlamadan ve birçok açıdan değerlendirmeye tabi tutmadan, çağdaş Kürt aydınlanması bazı yönleriyle eksik kalacaktır. Dogmatik ve köhnemişe karşı tarihi miras güncellemeli Sonuç olarak; Hurrit ve Medlerden tutalım ve E. Xanî’ye kadar Kürdistan kültürel mirasında var olan tüm mitoloji, destan, inanç, edebi eser oldukça zengin ve araştırmaya değer düşünsel-felsefi bir kaynak oluşturuyor. Bu kaynağı özellikle düşünsel açıdan açığa çıkarmak ve işletmek, günümüz için önemli bir anlamı ihtiva etmektedir. Sadece Kürtler açısından değil, bütün bölge halkı için böyledir. Çünkü bu kaynak sadece Kürtlerin mirası değildir! Kürtler kadar, aynı zamanda diğer bölge halklarının ortak değerleridir. Ayrıca günümüzde dogmatik-köhnemiş dini, milliyetçi düşünce ve duygulardan kurtulmak, bu temelde egemen sınıflı uygarlığın bir alternatifi olarak, demokratik-çağdaş yeni bir uygarlığa yol açmak için bu tarihi kültürel mirasta var olan felsefi-düşünsel izleri gündemleştirmek ve anlam vermekte yarar vardır. Çünkü sınıflı toplumun tezine alternatif olarak gelişecek antitez olan demokratik uygarlık, bu tarihi zengin mirası dikkate almak zorundadır. BİTTİ KAYNAKÇA: - Kürtler / Nikitin - Despêka Edebyita Kurdi/ M. Uzun - Divan / M. Cizîrî - Rewşen (Kowar) - Kela Dımdımê /Jan Dost - Dirilişin Öyküsü - Antolojiya Helbestvanên Kurd - Kürdistan’ın Kısa Tarihi/ Ekrem C. Paşa - Tarih ve Uygarlık / Şerefxan Cizîrî - İslamiyetten Önce Kürdistan’da Dini İnançlar ve Etkileri/ E. Xemgin - Yeni Gündem Gazetesi - Azadiya Welat Gazetesi - İnsan Nasıl İnsan Oldu/ E. Segal - Tarih Bizde Gizli, Biz Tarihin Başlangıcında / Abdullah Öcalan - Mem ile Zin / E. Xanî - Kürdistan Tarihi I-Cilt / E. Xemgin
HÜSEYİN ŞAWİŞ 354 |