Breaking News:
Wan’da sefaletin sefaleti -Ehmed Pelda - Thursday, 01 December 2011 22:57
27 Yıl Sonra Tekrar Van-4-A.Haydar Gürbüz - Tuesday, 29 November 2011 17:20
27 Yıl Sonra Tekrar Van-3-A.Haydar Gürbüz - Monday, 28 November 2011 16:32
27 Yıl Sonra Tekrar Van-2-A.Haydar Gürbüz - Saturday, 26 November 2011 21:07
27 Yıl Sonra Tekrar Van-1-A.Haydar Gürbüz - Friday, 25 November 2011 18:17
Techno-Ecology: Ekonomi ve politikanın gerçek sahnesi - Wednesday, 23 November 2011 23:12
Bir tutsaktan mektup var - Wednesday, 23 November 2011 22:38
Güç mücadelesinin yeni kutsal kitabı-Ehmed Pelda - Sunday, 13 November 2011 15:11
Birde Bana Kulak Veriniz-A.Haydar Gürbüz - Tuesday, 25 October 2011 07:45
zel dağının rüzgarı - Friday, 21 October 2011 16:29
Barış İçin Savaşmak - Tuesday, 11 October 2011 07:17
İkiyüzlülük abidesi - Sıtkı Güngör - Tuesday, 11 October 2011 07:14
Sancı-Ehmed Pelda - Tuesday, 11 October 2011 07:09

zel dağının rüzgarı

 

Zel dağının rüzgarı yüzünü okşadığında

Hafiften bir sızı belirir  yanaklarında

Dağların selamı, sorgusu sualidir

Sıcak bir dokunuşudur tenine

Farkına varmadan

Yanık kokusu alırsın

Çatlamıştır cildin, ellerin ve dudakların

Yüreğinin ta orta yerinde o hiç eksilmeyen umudun

Bu koca dağın doruğunda

Güneşin sıcaklığında yayılırken tüm bedenine

Senden belkide bir adım bilemedin iki adım öteden gelen

Özgürlüğün adım sesleriyle irkilirsin

 

Zel dağının zirvesinde güneşi kendine yakın

Geleceği aydınlık görürsün

Hayata bir başka bakarsın

Yediğin şavak peynirini içtiğin ayranı

Bir başka tadarsın

Ve

güneşi güzel günleri daha  yakın hissedersin

 

Yüzündeki çatlaklıklar yanağındaki sızı kaybolur birden

Zel dağının doruklarında yükselir umudun türküsü

Rüzgara karıştıkça klamlar Dalga dalga yayılır

duyulur tüm doruklarda

Sığmaz olur dağlara taşlara

yayılır ovalara kırlara şehirlere

Daracık vadilerde ırmak olur çağlarsın

Kim tutar seni

Katarsın önüne ne varsa

Çaoğalırsın büyürsün

İşte o an anlarsın ki

Dağdan inme zamanın gelmiştir

Düşünmeye vaktin olmadan

Başlamıştır yürüyüşün kırlara ve şehirlere doğru

Yükün ağır etrafın puşt zulalarla doludur

Hayınlar,fesatlar, inkarcılar, korucular

Ve daha kimler yok ki bu yolun üzerinde

 

Olsun be diyorsun

bende bu inanç bu umut bu yürek oldukça

korkum nedir ki kimdendir ki! Onlar korksunlar

şimdi dahada yakınım onlara

gögüs gögüse çarpışma zamanı gelmiştir

yolumda beni alıkoyanla hesaplaşma vaktim gelmiştir

halkımla kucaklaşma kenetlenme zamanım gelmiştir

bundan kaçış yok

onlarda kaçamayacak

gizlenecek saklanacak hiçbir yerleri olmayacak

hesaplaşacağız

“ölümden öte köy yok”derler  ya işte aynen öyledir

Bu yüzden korkusuzca hesabı kitabı görmenin vakti gelmiştir dersin

Bak görüyorsun işte

Zel dağında yayılan duman memleketi  çoktan sarmıştır

Ali haydar Gürbüz

 

 

 

SmartNews.com