Breaking News:
Wan’da sefaletin sefaleti -Ehmed Pelda - Thursday, 01 December 2011 22:57
27 Yıl Sonra Tekrar Van-4-A.Haydar Gürbüz - Tuesday, 29 November 2011 17:20
27 Yıl Sonra Tekrar Van-3-A.Haydar Gürbüz - Monday, 28 November 2011 16:32
27 Yıl Sonra Tekrar Van-2-A.Haydar Gürbüz - Saturday, 26 November 2011 21:07
27 Yıl Sonra Tekrar Van-1-A.Haydar Gürbüz - Friday, 25 November 2011 18:17
Techno-Ecology: Ekonomi ve politikanın gerçek sahnesi - Wednesday, 23 November 2011 23:12
Bir tutsaktan mektup var - Wednesday, 23 November 2011 22:38
Güç mücadelesinin yeni kutsal kitabı-Ehmed Pelda - Sunday, 13 November 2011 15:11
Birde Bana Kulak Veriniz-A.Haydar Gürbüz - Tuesday, 25 October 2011 07:45
zel dağının rüzgarı - Friday, 21 October 2011 16:29
Barış İçin Savaşmak - Tuesday, 11 October 2011 07:17
İkiyüzlülük abidesi - Sıtkı Güngör - Tuesday, 11 October 2011 07:14
Sancı-Ehmed Pelda - Tuesday, 11 October 2011 07:09

Sermayenin Avrupa Birliği Çatırdıyor - İsmail Erli

Euro bölgesinde 2011’de başlayan ekonomik kriz derinleşirken, insan hakları, sosyal haklar ve demokratik işleyişte de paralel bir krize sürüklenmiş durumda.  Avrupa Birliği’nin sürekliliğine dair şüpheler artık daha yüksek tondan dile getiriliyor. 

Diğer on yıllara nazaran daha otoriter dönem olarak kabul edilen 1930-40’lı yıllar,  kapitalizmin 20. yüzyılda yaşadığı ilk büyük ekonomik krizinden sonra İtalya, Almanya ve İspanya’da faşist partilerin iktidara geldiği yıllardı.  Bu yıllarda demokrasi ve insan hakları siyasal ajandada yok iken milliyetçilik, yayılmacılık, anti-komünizm politikaları hâkim kavramlardı. İklim baskıcı otoriter ve faşizan bir iklimdi.

Bu iklim son yıllarda kapitalizmin içine düştüğü krizle birlikte Avrupa’da yeniden yeşermeye başladı. İşsizlik, sosyal kesintiler, bireysel özgürlüklerdeki sınırlamaların hepsi üst üste gelince yabancı düşmanlığı ve göçmenlere karşı olan tahammüller de gittikçe azaldı. Toplumun sağ kesiminde ve genelinde göçmenler, gidişattan sorumlu tutuluyor.

Devletin verdiği sosyal yardımlarla geçinen göçmenler ( benefit class olarak adlandırılıyor) daha fazla kritik ediliyor.

Bu gelişmeler, yer altındaki faşist örgütlemelerin güçlenmesine yabancılara karşı şiddet eylemlerini gerçekleştirmeye hatta seçim kazanarak parlamentoda temsil etmeye kadar varmış durumda.

İtalya, İspanya, Portekiz ve Yunanistan’ın idare edemediği kriz, İtalya’da ve Yunanistan’da seçilmiş hükümetlerin yıkılmasına yerine teknokratlardan oluşan bir hükümetin kurulmasıyla sonuçlandı. Ancak bunun palyatif bir çözüm olduğu herkesin ortak fikri. Sorun daha da büyüyerek az ötede duruyor. Avrupa’nın ‘demokrasi’ tarihinde böyle seçilmişlerin gönderilip teknokratların başa getirilmesi pek alışıldık bir durum değil.

Bütün bu iç karartıcı gelişmelere rağmen, daha eşit, sosyal ve adaletli bir sisteme yönelik çabalar da derinleşiyor. ABD’deki Wall Street işgalinden, Avrupa’daki genel grevlere kadar. Unutmayalım diyalektik Avrupa’da hep işledi.

 

SmartNews.com