Sermayenin Avrupa Birliği Çatırdıyor - İsmail Erli
- Category: Ş. İSMAİL ERLİ
Euro bölgesinde 2011’de başlayan ekonomik kriz derinleşirken, insan hakları, sosyal haklar ve demokratik işleyişte de paralel bir krize sürüklenmiş durumda. Avrupa Birliği’nin sürekliliğine dair şüpheler artık daha yüksek tondan dile getiriliyor.
Diğer on yıllara nazaran daha otoriter dönem olarak kabul edilen 1930-40’lı yıllar, kapitalizmin 20. yüzyılda yaşadığı ilk büyük ekonomik krizinden sonra İtalya, Almanya ve İspanya’da faşist partilerin iktidara geldiği yıllardı. Bu yıllarda demokrasi ve insan hakları siyasal ajandada yok iken milliyetçilik, yayılmacılık, anti-komünizm politikaları hâkim kavramlardı. İklim baskıcı otoriter ve faşizan bir iklimdi.
Bu iklim son yıllarda kapitalizmin içine düştüğü krizle birlikte Avrupa’da yeniden yeşermeye başladı. İşsizlik, sosyal kesintiler, bireysel özgürlüklerdeki sınırlamaların hepsi üst üste gelince yabancı düşmanlığı ve göçmenlere karşı olan tahammüller de gittikçe azaldı. Toplumun sağ kesiminde ve genelinde göçmenler, gidişattan sorumlu tutuluyor.
Devletin verdiği sosyal yardımlarla geçinen göçmenler ( benefit class olarak adlandırılıyor) daha fazla kritik ediliyor.
Bu gelişmeler, yer altındaki faşist örgütlemelerin güçlenmesine yabancılara karşı şiddet eylemlerini gerçekleştirmeye hatta seçim kazanarak parlamentoda temsil etmeye kadar varmış durumda.
İtalya, İspanya, Portekiz ve Yunanistan’ın idare edemediği kriz, İtalya’da ve Yunanistan’da seçilmiş hükümetlerin yıkılmasına yerine teknokratlardan oluşan bir hükümetin kurulmasıyla sonuçlandı. Ancak bunun palyatif bir çözüm olduğu herkesin ortak fikri. Sorun daha da büyüyerek az ötede duruyor. Avrupa’nın ‘demokrasi’ tarihinde böyle seçilmişlerin gönderilip teknokratların başa getirilmesi pek alışıldık bir durum değil.
Bütün bu iç karartıcı gelişmelere rağmen, daha eşit, sosyal ve adaletli bir sisteme yönelik çabalar da derinleşiyor. ABD’deki Wall Street işgalinden, Avrupa’daki genel grevlere kadar. Unutmayalım diyalektik Avrupa’da hep işledi.
SERXWEBUN
Ulusulara Bağımsızlık
Halklara Serbestiyet
Bireylere Özgürlük
İçinde bulunduğumuz uygarlığın özellikleri kriter alındığında,
Siyaset biliminin geçmiş tecrübeleri ve günümüz öngörüleri esas alındığında
Her ulusun temsiliyeti bağımsızlıkla özdeştir. Bundan dolayı yeryüzündeki her ulus gibi Kürtlerin hakkı bağımsız bir devlettir.
Ama hiçbir ulus hiç bir zaman saf bir ırka, tek bir ırkın yaşadığı bir coğrafyaya sahip değildir. Farklı uluslara ait guruplar, bireyler ve etnik birimler görülebilmektedir. Ayrıca her ulusun mensubu bireyler ve guruplar farklı dinsel, dilsel, kültürel farklılıklara, ayrı yaşam anlayışlarına sahip olabilirler. Kürdistan'da da Araplar, Farslar, Türkler başta olmak üzere kadim halklar, Ermeniler, Süryaniler, Yahudiler, Rumlar, Kafkasik halklar ve başka guruplar, etnik temsiliyetler mevcut. Bu halkların Kürdistan Coğrafyasında bütün haklarına sahip olmaları şarttır. bunların kendilerini ifadeleri önünde engel olacak hiçbir uygulama ve yasa kabul...