DAVOS NAKARATI - Ş. İsmail Erli
- Category: Ş. İSMAİL ERLİ
Dünya Ekonomi Forumu’nun bu yılki toplantıları, İsviçre’nin tatil kasabası Davos’ta başladı. 41 yıldır gerçekleşen toplantılar olağanüstü önlemler eşliğinde devam etmesine karşın forumu protesto eden küçük bir grup, toplantıların gerçekleştiği kayak tesislerinin önünde eylem yaptı. Eylemciler, üzerinde ‘Hey! Dünya Ekonomik Forumu, diğer 6.999 milyar lider nerede?’ yazılı pankartı balonlarla kasabanın üzerinde uçurdu.
Davos, kapitalist sistemin küresel işlerliğinin ve devamının sağlanması için beyin fırtınalarının gerçekleştiği tatil mekanı. Bu eğlence mekânında ciddi şeyler konuşmak için bir araya geliyorlar. Alp’lerin sırtlarındaki tesislerde alınan kararlar, yeryüzündeki yüzde % 99’a acı reçete, yoksulluk, işsizlik ve daha zor günler olarak yansıyor.
Toplantıya, devlet başkanları, başbakanlar, maliye bakanları, merkez bankası başkanları, uluslararası firmaların CEO’ları, bankalar, finans, medya kurumları, popüler düşünürler, yazarlar ve sanatçılar katılıyor. Onlar herşeye sahip. Herşeyi onlar biliyor, onlar yönetiyor.
Bu yılın ana konusu küresel kriz. Katılımcılar, kapitalizmin sistem olarak sürdürülebilirliğinin oldukça zor olduğu konusunda hem fikir. Ancak bizi daha iyi bir alternatif olmadığına inandırmaya çalışıyorlar. Kimi kapitalistlere göre problemlere çözüm bulamazsak bu yalan balonu 3-4 yıl içinde patlayacak.
Kapitalist elitler, mutlak suretle bazı önlemlerin alınması gerektiğini söylüyor ancak bu ‘önlemlerin’ ne olduğunu net bir şekilde ifade edemiyor. Dillendirilen önlemler ise, pek aşina. Yaratıcılık (innovation), yeni iş yaratma (job creation), vergiler, kemer sıkma politikaları gibi bildik liberal önlemler. Hem de yıllardır hiç sıkılmadan...
Tartışmaların ana fikrini özetleyen yorum; Churchill vari yorumuyla Carlyle Group’un kurucusu David Rubenstein’den geldi. Rubenstein,” Kapitalizm mükemmel değildir. Ancak sahip olduğumuz en iyisi budur” dedi.
Paralel bir şekilde The Economist gibi dergilerde burjuva iktisatçıları ‘devlet kapitalizmi’ ile ‘liberal kapitalizm’i tartışıyorlar. Malum liberal kapitalizm, bugün alternatifi olmaksızın krizini yaşıyor. Devlet kapitalizmine örnek olarak Çin gösteriliyor. Çin, kapitalizmin bütün olumsuzluklarını bugün at başı yaşıyor. Baş döndürücü büyüme, aynı şekilde yoksullukta, çevre kirliliğinde, sınıflar arasındaki dengesizliklerde ve sömürüde de devam ediyor. Neyi? Kime örnek gösteriyorlar?
Kısacası kapitalizmin sınırları içinde kalmak koşuluyla, ‘kapitalizmler’ sunuluyor. Oysa başka bir dünyanın mümkün olabileceği akıllardaki yüce yerini koruyor.
Aklımız başımızda.
SERXWEBUN
Ulusulara Bağımsızlık
Halklara Serbestiyet
Bireylere Özgürlük
İçinde bulunduğumuz uygarlığın özellikleri kriter alındığında,
Siyaset biliminin geçmiş tecrübeleri ve günümüz öngörüleri esas alındığında
Her ulusun temsiliyeti bağımsızlıkla özdeştir. Bundan dolayı yeryüzündeki her ulus gibi Kürtlerin hakkı bağımsız bir devlettir.
Ama hiçbir ulus hiç bir zaman saf bir ırka, tek bir ırkın yaşadığı bir coğrafyaya sahip değildir. Farklı uluslara ait guruplar, bireyler ve etnik birimler görülebilmektedir. Ayrıca her ulusun mensubu bireyler ve guruplar farklı dinsel, dilsel, kültürel farklılıklara, ayrı yaşam anlayışlarına sahip olabilirler. Kürdistan'da da Araplar, Farslar, Türkler başta olmak üzere kadim halklar, Ermeniler, Süryaniler, Yahudiler, Rumlar, Kafkasik halklar ve başka guruplar, etnik temsiliyetler mevcut. Bu halkların Kürdistan Coğrafyasında bütün haklarına sahip olmaları şarttır. bunların kendilerini ifadeleri önünde engel olacak hiçbir uygulama ve yasa kabul...