Techno-Ecology: Ekonomi ve politikanın gerçek sahnesi
- Category: EHMED PELDA
Ekoloji kavramı Öcalan’ın son on yılda yaptığı teorik çalışmalarla biz Kürtlerin hatta Türklerin gündemine girdi. Ama bu kavramı politik sohbetler ve ajitatif söylemlerin dışına çıkarıp ciddi analizlerle irdelemek henüz kısmet olmadı.
Oysa gelişmiş ülkelerdeki tartışmalar çok daha uzun bir geçmişe sahip. Liberal, sol eksenli bir sürü tartışmaya ve uygulamaya sahne olmaktadır. Üstelik ciddi bir toplumsal ve siyasal harekete zemin sunduğu gibi teknoloji, ekoloji ve felsefe alanına da etki edecek derinliktedir.
Bu alanda kurgulanacak bir eylem projesi toplumsal hareketleri ve siyasi amaçları gerçekleştirmede büyük fayda sağlayabilir. Aynı zamanda ekonomik refahın, teknolojinin kullanımının, kalifiye insan sayısı ve niteliğinin artmasında rol oynayabilir.
Yeni bir algılama biçimine ihtiyacımız var. Henüz kırsal toplum özellikleri taşıdığımız için ekoloji olgusu doğaya, dağa, köye dönme, ağaç dikme ve kentte park inşaa etmeyle özdeş sayılıyor.
Oysa kentte yaşamak, kenti planlamak, mimariyi ve imar anlayışını yeniden düzenlemek, teknolojiyi her alanda daha yoğun kullanmak ve geri dönüşümü esas almak gerekir.
Örneğin her tür çöp ve atık yeniden kazandırılabilir. Evdeki poşet, kağıt, yemek atığı, eski elbise, elektrik kablosu, her türlü elektronik ev eşyası, kullanılmayan demirler, her türlü plastik, hayvanların ve insanların katı ve sıvı dışkısı, bitki çürükleri yani akla gelen hemen her madde yeniden kullanılabilir.
Açlık sınırı altındaki çocukların çöplerde gezinmesine alışığız ama artık onların yerine büyük dozerler, uzmanlar ve işçilerle bu çöp dağlarına girildiğine, tüm atıkların ayrıştırılarak yeniden kullanıldığına tanık olmalıyız.
Gelişmiş ülkelerin ekonomi ve toplumsal politikalarının ana kaynağı artık bu noktaya dayanmaktadır. Çöp yığını olmaktan kurtuldukları gibi metal, petrokimya ürünleri, biyogaz ve yakıt enerjisi için gerekli kaynakları geridönüşüm yoluyla elde etmektedirler. Bu kaynakların temini için Afrika, Latin Amerika, Ortadoğu’ya bağımlılık haddi giderek düşmektedir.
Çok daha dikkat çekici iki adım atılıyor şimdilerde. Taşıt araçlarının yakıt olarak petrol kullanımı yerine elektrik enerjisi ya da pil/akü/bateri kullanmaları hedeflenmektedir. Aslında bunlar daha büyük bir kirlilik yaratmaktadır. Yine elektrik içinde şu an ki en önemli kaynak nükleer tesisler. Yani her ikisi de riskli ve kalıcı kirlilik yaratacak düzeyde. Ama örneğin petrole, Arap dünyasına, Afrika’ya Rusya’ya olan enerji bağımlılığı düzeyi alt seviyelere inecek.
Tabii yine geri dönüşüm ve alternatif enerji kaynakları yaratma çalışmaları da sürüyor. Pil/Akü/bateri yeniden dönüşüm yoluyla tekrar kullanılabilecek. Bunun için teknoloji geliştirme çalışmaları son hız. Rüzgar, deniz dalgaları ve güneş enerjisi yeni alternatifler. Özellikle güneş enerjisi için büyük tribünlerin kurgulandığı Kuzey ve Orta Afrika’nın çöl bölgelerinin bugünlerde siyasal kavgalara sahne olması tesadüfi değil.
Bu çöllerin kızgın ve dikey güneş ışınlarının sahip olduğu enerji potansiyelinin güvenliği için mevcut siyasal yapıların değiştirilmesi önemliydi. Bu yüzden Arap Baharı desteklendi. Yıllardır ittifak, dost olan bütün diktatörler terk edildi. Dini, imanı söylemi ne olursa olsun yeni yönetimlerin açık bir ekonomiye sahip olmaları, kalkınmayı esas almaları yeterli görülmektedir.
Demokrasi ise söylem düzeyinde bile kalsa yeterli görülüyor.
Yani dikkat edilirse geri dönüşüm, yeni teknolojilerin kullanımı sadece ajitatif bir söylem değil, ciddi politik ve toplumsal kurguların konusudur. Eğitim, organizasyon, sanayi ve bilim politikası da buna göre yeniden şekillenmektedir.
Son yıllarda sanayide geri dönüşüm makina imalatı daha bir artıyor. Üniversitelerde bu branşlarda yapılan eğitime büyük teşvik ve talep var. Bu sektöre yatırım yapan firmaların kazanç oranları daha yüksek.
Çevre ve ekolojiyi esas alan siyasal partiler ya iktidar ya da koalisyona dahil olabilecek güç ve desteğe ulaşabiliyorlar.
Uluslararası ilişkilerde müzakerelerin önemli ögelerinden birisi bu oluyor. Çin, Amerika, Brezilya, Rusya bu yönleriyle sabıkalı ve eleştiriye maruz kalıyorlar. Nihayetinde değişim sürecine öyle veya böyle dahil olacaklardır.
Peki ya ben, biz, belediyelerimiz, siyasi aktörelerimiz, düşün dünyamızın öncüleri...
SERXWEBUN
Ulusulara Bağımsızlık
Halklara Serbestiyet
Bireylere Özgürlük
İçinde bulunduğumuz uygarlığın özellikleri kriter alındığında,
Siyaset biliminin geçmiş tecrübeleri ve günümüz öngörüleri esas alındığında
Her ulusun temsiliyeti bağımsızlıkla özdeştir. Bundan dolayı yeryüzündeki her ulus gibi Kürtlerin hakkı bağımsız bir devlettir.
Ama hiçbir ulus hiç bir zaman saf bir ırka, tek bir ırkın yaşadığı bir coğrafyaya sahip değildir. Farklı uluslara ait guruplar, bireyler ve etnik birimler görülebilmektedir. Ayrıca her ulusun mensubu bireyler ve guruplar farklı dinsel, dilsel, kültürel farklılıklara, ayrı yaşam anlayışlarına sahip olabilirler. Kürdistan'da da Araplar, Farslar, Türkler başta olmak üzere kadim halklar, Ermeniler, Süryaniler, Yahudiler, Rumlar, Kafkasik halklar ve başka guruplar, etnik temsiliyetler mevcut. Bu halkların Kürdistan Coğrafyasında bütün haklarına sahip olmaları şarttır. bunların kendilerini ifadeleri önünde engel olacak hiçbir uygulama ve yasa kabul...