Kürt Sermayesinin Icsel Krizi-Ehmed Pelda
- Category: EHMED PELDA
Kürt hareketinin 90’ların başındaki yükselişinin rüzgarından çeşitli kesimler gibi sermaye cephesi de etkilendi. Özellikle genç kuşak ulusal kimliğiyle siyasal eğilimlerini birleştirmek istiyordu. Ancak hem entellektüel hem iş tecrübesi olarak gerekli donanıma sahip değillerdi. Daha çok aile olanaklarıyla birtakım girişimlerde bulunmayı denediler. Oysa düğmeyi elinde bulunduran aile reisi daha çok devletle iç içeydi. Ya da aynı düzeyde politize olmadığı için çocuğu kadar gönüllü değildi ve PKK rüzgarının yönünü de kestiremiyordu.
Öte taraftan Türkiye’nin batı bölgelerinde belli bir ekonomik gücü kendi dinamikleriyle yaratmış, mesleki tecrübesi ve entellektüel düzeyi yüksek bir kesimin ulusal kimliğine dönüşü, bunun üzerinden şekillenmek istemi de zaman zaman ilgili aktörler eliyle yansıtıldı. Ama ruhi ve kültürel şekilleniş, eğilim ve hedefler Kürt hareketinin genel trendine çok yabancı idi. Bundan dolayı da daha tomurcuklanmadan kuruyan bir fikir olarak yansıdı.
Bunlara karşılık PKK’nin yaklaşımları daha somut idi. Tamam, belki sermaye temelli bir hareket değildi. Ama ulusal örgü içinde sermaye kesiminin realitesi kabul görmekteydi. Hatta el emeğiyle çalışan, yanında belli bir emekçi gurubu istihdam eden esnaflar desteklendi. İstanbul’dan Rusya’ya, Doğu Avrupa’ya mal ve para akışına yön verdi. Birçok girişimci desteklendi. Belki parasal olmasa da ilişki, dayanışma, yardımlaşma, rehberlik biçiminde ortaya çıkan bir realite vardı.
Bunun verdiği coşkunluk Avrupa’da esnafların örgütlenmesi talebiyle ortaya çıktı. Bu talep hem Kürt hareketi tarafından hem de esnaflar tarafından desteklendi. Hatta devlet de bundan tedirgin oldu ve yapılan toplantıları engellemeye, diplomasiyi devreye koymaya çalıştı. Ama bu trendin, yani 1990’lardaki farklı arayışların ulaştığı bu seviye aynı zamanda düşüş ve dağılmanın başlangıcı oldu.
Yürümedi, yürütülemedi. Birçok yerde işletmeler el değiştirdi. Satılanlar, iflas edenler, aradan fırlayıp zengin olanlar oldu. Yine siyaseten Kürt hareketinden tamamen uzaklaşanlar olduğu gibi, bu harekete daha da sarılanlar oldu.
Bütün bu süreçler iki önemli sonucu ortaya çıkardı. Birincisi toplumsal-siyasal-düşünsel anlamda PKK-Öcalan’ın temsil ettiği ana akımda bu kesimi tanımlayacak güçlü tespit ve teorik saptamalar yoktu. İş ilişkisi, etik ve ahlak, yerel ve uluslararası işleyiş mekanizmaları konusunda neyin nasıl olacağı konusunda bir karmaşa vardı. Yine Kürt cephesinde siyasal, düşünsel ve toplumsal akış sürecinin ekonomi aktörlerine yansımasının nasıl olması gerektiği, faaliyet gösterilecek sektörler, yasal olmasa da ticari ve toplumsal davranış hukukunun özelliklerini tartışacak ve yürütecek esnaf, aydın, sermayedar kesimi sözkonusu olmadı.
İkinci önemli sorun ise bizzat Kürt üretim gücünün tecrübesiyle ilgiliydi. Modern üretim ilişkileri, yani kentte ticaret yapmak, sanayi üretimine geçmek, işletme yönetmek, bunun için gerekli donanıma sahip olmak vb özellikler Kürtler için çok da basit birşey değildi. Köyden kente bir toplumsal akış, aynı zamanda kır ekonomisinden kent ekonomisine bir akışı temsil ediyor ama, kentte gerekli donanım ve araçlar yoktu Kürt cephesi için.
Tabii bu süreç şimdi farklı. Yaklaşık 20 yıl oldu bu geçiş süreci için. Örneğin ilk kez üniversitede Kürt hareketiyle tanışan birçok genç şimdi artık iş yönetiyorlar, modern üretim süreçlerine dahil oluyorlar. Üstelik dünyadaki trendleri de iyi takip ediyorlar.
Bu cepheden gelen sinyaller, tartışmalar, bu kesiminde Kürt hareketinin yarattığı dinamizme ciddi olarak eklemleneceğini göstermektedir. Buna dair tartışmayı da birbaşka yazıda ele almakta fayda var.
SERXWEBUN
Ulusulara Bağımsızlık Halklara Serbestiyet Bireylere Özgürlük İçinde bulunduğumuz uygarlığın özellikleri kriter alındığında, Siyaset biliminin geçmiş tecrübeleri ve günümüz öngörüleri esas alındığında Her ulusun temsiliyeti bağımsızlıkla özdeştir. Bundan dolayı yeryüzündeki her ulus gibi Kürtlerin hakkı bağımsız bir devlettir. Ama hiçbir ulus hiç bir zaman saf bir ırka, tek bir ırkın yaşadığı bir coğrafyaya sahip değildir. Farklı uluslara ait guruplar, bireyler ve etnik birimler görülebilmektedir. Ayrıca her ulusun mensubu bireyler ve guruplar farklı dinsel, dilsel, kültürel farklılıklara, ayrı yaşam anlayışlarına sahip olabilirler. Kürdistan'da da Araplar, Farslar, Türkler başta olmak üzere kadim halklar, Ermeniler, Süryaniler, Yahudiler, Rumlar, Kafkasik halklar ve başka guruplar, etnik temsiliyetler mevcut. Bu halkların Kürdistan Coğrafyasında bütün haklarına sahip olmaları şarttır. bunların kendilerini ifadeleri önünde engel olacak hiçbir uygulama ve yasa kabul...