27 Yıl Sonra Tekrar Van-4-A.Haydar Gürbüz
- Category: ALİ HAYDAR GÜRBÜZ
Serhad û Sedat Zaruken Wan'e
Serhad u Sedat iki küçük ceylan onlar sıcak bir yuvada değil okulda değil sokakta ekmek kavgasındalar.....
Tezgahlarını çarşının en işlek yerlerinde bir kaldırımın üzerinde kurmuşlar muhtemelen kaçak sigara satıyorlar dedim kendi kendime ve bu merağımı gidermek için yanlarına yaklaştım, hava zaten soğuk ve karlıydı bu nedenle etrafta biraz daha sakindi , bunu fırsat bilerek bu iki çocukla sohbet edebileceğimi düşünmüştüm, önce “merhaba” dedim onlarda “merhaba” dediler, o arada biribirleriyle kürtçe konuştuklarını duydum, bende bunlardan geri kalmamak onlardan biri olduğumu göstermek için hemen kürtçe sordum..Hun çı dıkın lı vır? Sorusuyla onlarla muhabete başladım önce birbirlerine baktılar sonra bana ve ardında başladılar konuşmaya; tu nabini em çı dıkın? Diye şipşak bir cevap aldım,evet “ez te binim” dedim ve adlarını sordum birisi Serhat Diğeri Sedat’tı ve bende bu yazımın başlığını bu nedenle “Serhad u Sedat” olarak düşündüm.
Evet herşeylerini kaybettiklerini belirten iki küçücük çocuktan bahsediyorum “Serhad u Sedat’tan”, depremde evleri hasar görmüş çadırlarda kalıyorlardı, onlarda tıpkı diğer Wan’lı çocuklar gibi okullarına gidemiyorlardı,sıcak birer yatakları yoktu, ekmekleri yoktu,yemek günde ya bir defa yerlerdi yada hiç bulamazlardı sıkıntı had safhadaydı bu nedenle bu çocuklar sokakta ya demir toplayıp satacak yada kaçak sigara satarak anne ve babalarına kardeşlerine yardımcı olacaklardı, Serhad u Sedat bu çocuklardan sadece ikisiydi ellerine seyyar satıcıların el arabaları olan onlarca çocuğu Wan sokaklarında demir vb. eşyalar toplarken görmek mümkündür, bunların okulları yok deprem vesilesiyle tatil edildiler oysa başka bir ülkede olsaydı bu çocukların okullarına devam etmesi için bir başka ilde toplu konut sağlanıp gelecekleri garanti altına alınabilir temel eğitimlerinden yoksun bırakılmazlardı ama burası Kürdistan ve sahipsiz bir ulus egemenlerin askerinden valisinden bu çocuklara asla hayır gelmeyeceğini bu fotoğraflar gün ışığı gibi orta yere seriyorda artıyor bile tabi görmek isteyenler ve anlamak isteyenle için ..
Önce Serhad’a sordum kardeşlerin var mı? Ailen ne yapıyor? Okula gidiyor musun? Bana baktı ve dediki “Ape mın tu lı vır nıni?” ” Tı jı kideri hati?” Bende ona “Ez xelke Dersimime ez neha lı Ewropa hatım?” -“Lı Wan’e tıme Erdheja heye, herkes bardı ki, te wxe şeşkır hati Wan’e? “- Sedat jı me gudahri dıkır sere wxe dıhejand u heq teda Serhad.
Evet kürtçe konuşuyorlardı benimle, aslında bende çok mutlu olmuştum, bu çocukların kendi anadillerinde konuşmaları ve bunda ısrar etmeleri beni çok etkilemişti, işte budur! demiştim bir ulusun kabulü ve geleceği bir dilin teminatı, Onlara “ Mın jı ware arikari ani, Emji weki we jı bo erdheja Wan’e birindarın u pır xemginin”... Sedat got “sersere me ape mın”...Kâmıl bir insanın sohbeti vardı bu çocuklarda, sonra başladılar anlatmaya, önce devletten yakındılar sahipsizlikten,yoksulluktan işsizlikten ve herşeyden önemlisi bir geleceklerinin olmamasından yakındılar, Wan sokaklarının yarısından fazlası boş diyorlardı bir cığara dahi satamadıklarını belirtiyorlardı, geleceklerinin karanlık ve umutsuz olduklarını, okuyamadıklarını söylüyorlardı, dışardan gelen yardımları görmediklerini paylarına düşen hiçbirşeyin olmadığını belirttiler, “zaten olsaydı bizim bu soğukta burda ne işimiz olabilirdiki” diye konuşmalarına devam ettiler,bu arada cığara cığara diye ikide birde bağırıyorlardı. Ne yapsınlar bu koşullarda hayat çok zordu ve onlarda bu zorlu dönemi ancak bu şekilde çalışarak geçiştirmenin derdindeydiler, Devlet derde derman olmayınca iş başa düşüyordu ve olanlarda bu çocuklara oluyordu. Üşüyende onlar,aç kalanlarda onlar,hastalanıp yatakalara düşen ve okullarından geleceklerinden olanlarda onlar oluyordu, kimin umurundaydı sanki!!...
Sokaklarda taş atan çocuklara laf atanlar bu çocuklara acaba ne diyorlar? Taş atanlara terörist bunlara emekçi mi diyorlar! yardım mı ediyorlar! ellerinden mi tutuyorlar!! Hayır ister taş atsınlar isterse atmasınlar anlaşılan hepsi bu devletin gözünde üvey evlat...Hey insanlık heyy sende bu ülkenin padişahı olur muydun!!!!
Cem’in Yaşamını Yitirdiği Bayram Otelini Ziyaret Ettim
Wan’a gidipte Sevgili Cem’in yaşamını yitirdiği kahrolası Bayram Oteli'ni ziyaret etmemek olur mu olmaz tabi bende bu çocuklarla olan sohbetim sona erir ermez doğru Bayram Oteli'nin olduğu yere gittim, Otel yerle bir olmuştu etrafını kapatmışlardı,orada Cem ve arkadaşlarını yad ettim, insanlık adına hizmet için gitmiş genç bir kardeşimizin tıpkı diğer depremzedeler gibi yaşamını yitirmesi ve hiçbir önlemin alınmamış olması insanı kahrediyor,baktıkça yığınaklara içim parçalanıyordu,o caddede gelip geçen herkes mutlaka yüzünü o tarafa çevirip acıyan yüreklerini üzgün bakışlarıyla dışa vuruyorlardı, Cem ve onunla aynı kaderi paylaşan depremzedeleri tekrar andıktan sonra Wan içindeki arayışıma devam ettim.
Esnafların çoğunun kepenklerinin kapalı olduğunu görünce açık olan esnaflardan bir kaçı ile röportaj yapma geregi duydum, onlarında bu depremde çok sıkıntı yaşadıkları herhallerinde belliydi,içerde kalırken bile tedirgin halleri gözden kaçmıyordu, Esnafların iş yapamadıkları belliydi, sabah geç saatlerde tezgahlarını açtıklarını erkenden kapattıklarını, mecburiyetten riske girdiklerini anlatıyorlardı, kimileri valilikten hertürlü yardımı aldıklarını belirtselerde büyük çoğunluğu hiçbir yardım almadıklarını belirtiyorlardı, başka şehirlere göçetme eğilimindeydiler,çocuklarını düşünmek zorunda olduklarını ve onların geleceği için Wan’ı terketmek istediklerini belirtiyorlardı, insan bütün bunları duyunca bayağı hüzünleniyor, düşünsenize bir ömür geçirdikleri ülkelerinde kaçıyorlardı ve bu kaçışa hiçbir güç dur diyemiyordu, dur demeleri içinde bir girişim ve beklenti oluşmuyordu ancak 30 yıl sonra bu kent düzelebilir deniliyordu. Gidenler sanki yeni yerlerinde mutlu mu olacaklardı! Hayır bu sorunun cevabını gidenler kendileri veriyordu “bize köle muamelesi yapıyorlar, verdikleri sözler yerine getirilmiyordu. Şikayetler daha şimdiden Wan’a ulaşmaya dilden dile dolaşmaya başlamıştı ama ne yapabilirsinki azda olsa bir umut işte diyorlardı gitmeyenler, hergün sallanmaktan ölüm korkusu yaşamaktansa göçetmek en doğrusu diyorlardı, Wan’ı gezdiğimde en az ev yüklenmiş 10 kamyona denk geldim, hepsi göçediyorlardı..
Wan gezimde edindiğim izlenimleri sizlerle paylaşmak istedim bu nedenle birazda duygu yüklü bir yazı yazdım ama bu tamamen içimden geldiği gibiydi,gördüğüm ve duyduğum gerçeklerden yola çıkarak abartısız ve hiç katmadan yazmaya çalıştım, bölgenin durumu vahim bunu anlatmak kelimelerle hafif kalıyor diyebilirim, oraya gidip görmek ve yaşamak gerek, ben ordayken Wan dört beş kere sallandı, bunu hissetmek ve yaşamak gerek belki o zaman burda yaşamlarına devam eden kardeşlerimizin ruh hallerini anlamış olursunuz, Yardımların adil bir şekilde dağıtılmadığı gerçeğini asla gizleyemeyiz,özellikle Vali tarafından dağıtılan yardımların akibeti bilinmiyor bunlar benim bu kısa sürede edindiğim izlenimlerdi, birde eklemeden geçemeyeceğim, belediye tarafından mahallelerde çalışan hiçbir ekibe rastlamadım, zaten depremzedelere yardımcı olacak başka ekiplerde yoktu belkide bana denk gelmedi. Birde Belediyede durduğum süre içerisinde deprem hakkında yeterli hiçbir bilgi verilmedi, bu anlamda özellikle orada çalışanlara önerim dışardan ve uzaktan gelen konuklara yardımseverlere deprem ve çalışmaları hakkında yeterli bilgi vermeleridir. Ben şahsen bu konuda yeterli bir bilgi edinemedim,belki yanımdakilere sormuş merağımı gidermiş olabilirim ama resmi anlamda böyle bir durum göremedim buda benim gördüğüm belediyenin önemli eksikliklerinden biriydi.
Son olarak Kurmeş derneğimizin, başkanının ve yönetim kurulunun bana Wan’a gitme olanağı tanıdıklarından bu onurlu vazifeyi bana vererek güvenlerinden dolayı kendilerine saygılarımı ve teşekkürlerimi arz ediyorum.Ayrıca Wan’a gitmemde bana yardımcı olan Mosaiktravelstours’a da teşekkürlerimi sunuyorum.
Ali Haydar Gürbüz
SERXWEBUN
Ulusulara Bağımsızlık Halklara Serbestiyet Bireylere Özgürlük İçinde bulunduğumuz uygarlığın özellikleri kriter alındığında, Siyaset biliminin geçmiş tecrübeleri ve günümüz öngörüleri esas alındığında Her ulusun temsiliyeti bağımsızlıkla özdeştir. Bundan dolayı yeryüzündeki her ulus gibi Kürtlerin hakkı bağımsız bir devlettir. Ama hiçbir ulus hiç bir zaman saf bir ırka, tek bir ırkın yaşadığı bir coğrafyaya sahip değildir. Farklı uluslara ait guruplar, bireyler ve etnik birimler görülebilmektedir. Ayrıca her ulusun mensubu bireyler ve guruplar farklı dinsel, dilsel, kültürel farklılıklara, ayrı yaşam anlayışlarına sahip olabilirler. Kürdistan'da da Araplar, Farslar, Türkler başta olmak üzere kadim halklar, Ermeniler, Süryaniler, Yahudiler, Rumlar, Kafkasik halklar ve başka guruplar, etnik temsiliyetler mevcut. Bu halkların Kürdistan Coğrafyasında bütün haklarına sahip olmaları şarttır. bunların kendilerini ifadeleri önünde engel olacak hiçbir uygulama ve yasa kabul...