27 Yıl Sonra Tekrar Van-3-A.Haydar Gürbüz
- Category: ALİ HAYDAR GÜRBÜZ
Hayri benden Wan’dan bir taş getirmemi istemişti, bende Wan Gölü kıyısına indim şöyle bir kendimce gezdim, gün boyu yaşadıklarımın etkisinden kurtulmaya çalıştım,otelin göle vuran ışıklarında suyun altın rengine baktım,geceydi hava soğuktu,rüzgar esiyordu,göl kıyısında taşlara vurup dönen dalgaları izliyordum, öyle güçlü ve heybetli vurmuyordu dalgalar sanki zoraki taşlara değiyordu,karaya çıkmak istemiyorlardı, belliki onlarda hüzün yüklemiş getiriyorlardı, Erciş ve köylerinde gidipte göremediğim soramadığım yaralı kardeşlerimin feryatlarını almış getirmişlerdi, onlardan kurtulmak istercesine kıyıya yanaşıyorlardı ama kıyıda o kadar çok hüzün vardıki yüklenip yüklenip tekrar gölün derinliklerine doğru gidiyorlardı, suyun tadı kaçmış tüm canlılığı yok olmuştu,Hayri abiye götüreceğim taşın rengi solmuştu Wan’da bir eser kalmamıştı ölü bir taşın Hayri’ye ne faydası olabilirdiki dedim kendi kendime.
Wan gölünün etrafını kaplamıştı hüznün esen yeli,üşümek üşümek en az o çocuklar kadar üşümek istemiştim tir tir titremek istemiştim ancak bu şekilde onları anlayabilirdim acılarını kemiklerime işlemişcesine hissedebilirdim,saatlerce dolaştım Wan Gölünün kıyısında ve nihayet bende üşüdüm tıpkı çadırda yüzleri çatlamış çocuklar gibi titremeye başladım,ne varki sonuçta benim kalacak ve yatacak sıcak bir yatağım olacaktı.O kelebek bakışlı çocukları düşündükçe sıcak bir yatak düşünmek bile istemiyordum onların yaşadıklarını yaşamak tadmak istiyordum ve bundan inat edercesine diretiyordum girmiyordum içeriye taki soğuk iliklerime işleyinceye kadar evet kalamıyor insan ne kadar zorlasanda yaşayamıyor insan onların yaşadıklarını ve ben tam 27 yıl sonra Wan Gölü kıyısında üşüyen ellerimi ovarken bu kentle olan bağımın hüzün ve kederden başka birşey olmadığını anladım..
Siz bakmayın ekranlarda konuşulanlara,atılmış palavralara aldanmayınız, bilinki onlar Wan halkına ne çare nede derman olmuşlar,siyaseti bu çocukların titreyen yürekleri üzerine yapar dururlar,ekranlara konuşur , pervasızca kelimeler sarfeder yalanlarına yalan katarlar,sinsice gülerler,gizli hesaplar yapar adam kayırırlar oysa Wan halkı perişan kent boşalıyor, halk göçüyor, devlet seyrediyor,yardımlar ihtiyacı olana gitmiyor,nerde nasıl dağıtırlar birçoğunun haberi bile olmuyor,kömür parayla satılıyor, onlara reva görülen bulgur pilavı kaşıkla veriliyor anlayacağınız Wan halkı açlığa ve sefalete mahkum ediliyor göçe zorlanıyor,kent başaltılmaya çalışılıyor, ben bugün Wan’da bir kez daha yıkıldım 27 yıl sonra geldiğim Wan’da tekrar yıkılmanın üzülmenin garip anını yaşadım,kahroluyorum daha ne diyeyim ki...
Avrupa’da Kurmeş derneğimizin topladığı yardımı doğru adrese teslim etmenin tesellisi vardı bende ve ben bu teselliyle otel yolunu tutarak sabah Wan kentinde yapacağım gezinin planını kurmak ve birazda uyumak üzere odaya çekildim,uyumadan önce televizyonları açtım güncel gelişmelere baktım “Avukatların tutuklanması “ ve “Dersim Özrü” gündeme damgasını vurmuştu evet bir halkın belkide 2.bir Dersim dramasının yaşandığı Wan kenti gündemde uzaklaştırılıyor halkın ilgisi başka alanlara çekiliyordu.Evet Wan bir Dersim kadar olmasada yaşadığı göç ve dayatılan haksızlıklarla günümüz dünyasında yeri doldurulamayacak boşluklar oluşturuluyordu. Tayip dersimlilerden özür diledi evet bir hamleyle Kılıçdaroğlu’nu mat etti diyebilirim ama sadece bu. Ne zamanki Cumhurbaşkanı ve kabine hep birlikte Dersim’e gider Seyit Rıza’nın heykeli önünde eğilir onların huzurunda Dersim halkında özür dilerlerse o zaman bir anlamı ve ciddiyeti olacaktır,işi polemiklere dökerek dilenen özürlerin ciddiye alınır bir tarafı olmaz..Sonuçları bekleyelim...Wan halkının hakkını kesen tayip Rize’yi bir çırpıda Afet bölgesi ilan ediyordu ama 600’ün üzerinde ölü yüzbinlerce evsiz barksız kalmış bir kenti Afetten saymıyordu.Üstüne üstlük yardımları kesiyordu. Düşündükçe tüm bunları nasıl uyur insan nasıllll sonuçta ölenler bizim insanlarımız bizim çocuklarımızdı...
Serhad u Sedat iki küçük ceylan onlar sıcak bir yuvada değil okulda değil sokakta ekmek kavgasındalar.....
Devam Edecek
SERXWEBUN
Ulusulara Bağımsızlık
Halklara Serbestiyet
Bireylere Özgürlük
İçinde bulunduğumuz uygarlığın özellikleri kriter alındığında,
Siyaset biliminin geçmiş tecrübeleri ve günümüz öngörüleri esas alındığında
Her ulusun temsiliyeti bağımsızlıkla özdeştir. Bundan dolayı yeryüzündeki her ulus gibi Kürtlerin hakkı bağımsız bir devlettir.
Ama hiçbir ulus hiç bir zaman saf bir ırka, tek bir ırkın yaşadığı bir coğrafyaya sahip değildir. Farklı uluslara ait guruplar, bireyler ve etnik birimler görülebilmektedir. Ayrıca her ulusun mensubu bireyler ve guruplar farklı dinsel, dilsel, kültürel farklılıklara, ayrı yaşam anlayışlarına sahip olabilirler. Kürdistan'da da Araplar, Farslar, Türkler başta olmak üzere kadim halklar, Ermeniler, Süryaniler, Yahudiler, Rumlar, Kafkasik halklar ve başka guruplar, etnik temsiliyetler mevcut. Bu halkların Kürdistan Coğrafyasında bütün haklarına sahip olmaları şarttır. bunların kendilerini ifadeleri önünde engel olacak hiçbir uygulama ve yasa kabul...