27 Yıl Sonra Tekrar Van-1-A.Haydar Gürbüz
- Category: ALİ HAYDAR GÜRBÜZ
Evet başlık sizlere belki tuhaf gelecektir ama Wan kentinde bundan tam 27 yıl önce Diyarbakır Cezaevine ellerim kelepçeli götürüldüğüm zaman son bakışlarımı bırakmıştım, umutlarımı ve geleceğimi ellerimdeki kelepçeler başımdaki süngüler alıp gitmişti, o günden bugüne Wan yüreğimde hep yarım kalan bir ezginin tamamlanmayan melodisi olarak kalmıştı. 27 yıl aradan geçtikten sonra Wan’a bu sefer yardım amaçlı bir yolculuğa çok uzaklardan çıkmıştım bir yandan geçmişten kalmış duygular ve anılar diğer yandan da bugün Wan halkının yaşadığı acı depremin resmiyle yüzleşecektim.
Wan’a gitmeye karar verdikten sonra haliyle birçok tanıdıkta bunun tehlikeli olabileceğini bu kış günü oralara gitmenin doğru olmayacağını belirtiler ancak bilmedikleri bir şey vardı Wan belkide hayata adım attığım hayatın gerçekleriyle ilk yüzleştiğim bir kentti, kendi başına ayakta kalmayı öğrendiğim ilk gözağrımdı,orada bıraktığım gençliğimin ayak izlerinin olduğu bir kentti ve bu kentte yarım kalmış bir ezginin melodisini tekrar canlandırmaya dillendirmeye gidiyordum. Bununda ayrıca bana büyük heyecan verdiğini burada belirtmeliyim, Stuttgart’tan Wan yolculuğum başlarken önce Ankara’ya uğradım orda iki gün kaldım, Çarşamba günü Wan kentine gidecek orada belki köyde gelebilecek olan heyetle birlikte depremzedeler için topladığımız bağışı yapabilecektik,bu vesileyle Wan’a Çarşamba günü gitme kararı almıştık,ancak Çarşamba günü ben Wan’a indiğimde köyde kimsenin gelmeyeceğini anladım ve orada bulunan beni karşılamaya gelen deprem kriz masası arkadaşlarla Belediyeye doğru yola çıktık. Yol boyunca etrafıma dikkatlice baktım aklımda kalmış tanıdık bir şeyler görebilecekmiydim diye fakat ilk bakışımdada anladımki Wan benim bıraktığım Wan olmaktan öteye başka bir kente bürünmüştü,her gün Edremit’e gelip gittiğim yollar ve etrafına kurulmuş modern binalar ilk şaşkınlığımı yaşamamı sağlamıştı.
Arabada etrafıma bakarken bir anda depremde etkilenmiş ve yaşamlarını çadırlarda sürdürmek zorunda kalmış depremzedeleri gördüm irkildim geçmişin anılarında kurtularak Wan’ın bugünlerde yaşadığı acılara tanıklık etmeye başladım yüreğimde derin bir üzüntü ve acı belirdi, çadırlar bir inasının tek başına dahi kalamayacak boyutta küçüktü , sağlık koşullarının olmadığı alanlarda kurulu soğuktan korunmayacak kadar yetersizdi. Evet Wan kentinde yıkıntı çok yoktu ama hasarlı binaların kullanılamayan evlerin sayısı binlerceydi ve hepsi boşaltılmış sahipleri ya bu çadırlarda yaşam mücadelesi veriyorlardı yada başka illere göçetmişlerdi. Wan kenti deyim yerindeyse bir hayalet kente dönüşmenin tüm koşullarını sağlıyordu, caddeler boşalmıştı beni belediyede bulunan kriz masasına götüren şoför “bundan bir ay önce burda araba sürmek meseleydi bir km lik yolu ancak bir saatte alabiliyorduk, depremden sonra herkes gitti şimdi yollar bomboş diyor ve ekliyordu Wan kentimiz yaralı ve ölüyor ancak 30 yıl sonra kendimize gelebiliriz” diyordu yüreği acıyordu ağlıyordu,üzülüyordu ve ardında “neye mal olursa olsun ben Wan’ımı memleketimi terketmeyeceğim” diyordu.”Burayı kimseye bırakmaya niyetinin olmadığını” büyük bir kararlılıkla dile getiriyordu.
Kısa ama benim için uzun süren bu yolculuktan sonra Belediye binasına geldik ordaki koşuşturma ve kalabalık işlerinin bir hayli yoğun olduğu ve büyük çaba içerisinde olduklarını gösteriyordu. İçeri girdiğimde Sait bey beni karşıladı sıcak ve sevgi dolu bir karşılamaydı hal hatır sorduktan sonra depremzedeleri ziyarete giden Başkan ve yanındaki heyete katılmak üzere bir arabayla bulundukları alana götürdüler ve bende saat 12.30 gibi aralarında Wan Belediye başkanı Sayın Bekir Kaya,BDP vekili Aysel Tuğluk ve Avrupa sol parti milletvekili F.Uce’ninde bulunduğu kalabalık bir heyete katıldım, heyet depremde yakınlarını kaybedenlere başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerinde bulunmak depremde etkilenenlerin sorunlarını dinlemek yerinde tespit etmek üzere çalışmalara başladı.
İlk uğrağımız İstasyon Mahallesiydi, orada bulunan depremzedelerle bende kısa kısa sohbetler yapma fırsatı duydum,kendileriyle konuştuğum depremzedelerin bugüne kadar kimseden herhangi bir yardım almadıklarını belirttiler özellikle devletin kendileriyle hiç ilgilenmediğini kimsenin kendilerini ziyarete gelmediklerini geçmişolsun dileklerinde dahi bulunmadıklarını belirttiler, Belediye başkanının kendilerini ziyaretine çok sevindiklerini çokşey olmasada kendilerini bu ziyaretlerin mutlu ettiğini belirttiler.
Devamı Gelecek
SERXWEBUN
Ulusulara Bağımsızlık
Halklara Serbestiyet
Bireylere Özgürlük
İçinde bulunduğumuz uygarlığın özellikleri kriter alındığında,
Siyaset biliminin geçmiş tecrübeleri ve günümüz öngörüleri esas alındığında
Her ulusun temsiliyeti bağımsızlıkla özdeştir. Bundan dolayı yeryüzündeki her ulus gibi Kürtlerin hakkı bağımsız bir devlettir.
Ama hiçbir ulus hiç bir zaman saf bir ırka, tek bir ırkın yaşadığı bir coğrafyaya sahip değildir. Farklı uluslara ait guruplar, bireyler ve etnik birimler görülebilmektedir. Ayrıca her ulusun mensubu bireyler ve guruplar farklı dinsel, dilsel, kültürel farklılıklara, ayrı yaşam anlayışlarına sahip olabilirler. Kürdistan'da da Araplar, Farslar, Türkler başta olmak üzere kadim halklar, Ermeniler, Süryaniler, Yahudiler, Rumlar, Kafkasik halklar ve başka guruplar, etnik temsiliyetler mevcut. Bu halkların Kürdistan Coğrafyasında bütün haklarına sahip olmaları şarttır. bunların kendilerini ifadeleri önünde engel olacak hiçbir uygulama ve yasa kabul...