Breaking News:
Wan’da sefaletin sefaleti -Ehmed Pelda - Thursday, 01 December 2011 22:57
27 Yıl Sonra Tekrar Van-4-A.Haydar Gürbüz - Tuesday, 29 November 2011 17:20
27 Yıl Sonra Tekrar Van-3-A.Haydar Gürbüz - Monday, 28 November 2011 16:32
27 Yıl Sonra Tekrar Van-2-A.Haydar Gürbüz - Saturday, 26 November 2011 21:07
27 Yıl Sonra Tekrar Van-1-A.Haydar Gürbüz - Friday, 25 November 2011 18:17
Techno-Ecology: Ekonomi ve politikanın gerçek sahnesi - Wednesday, 23 November 2011 23:12
Bir tutsaktan mektup var - Wednesday, 23 November 2011 22:38
Güç mücadelesinin yeni kutsal kitabı-Ehmed Pelda - Sunday, 13 November 2011 15:11
Birde Bana Kulak Veriniz-A.Haydar Gürbüz - Tuesday, 25 October 2011 07:45
zel dağının rüzgarı - Friday, 21 October 2011 16:29
Barış İçin Savaşmak - Tuesday, 11 October 2011 07:17
İkiyüzlülük abidesi - Sıtkı Güngör - Tuesday, 11 October 2011 07:14
Sancı-Ehmed Pelda - Tuesday, 11 October 2011 07:09

Çin Pasifikteki Dengeleri Etkiliyor

Rahmi Yağmur -ANF

Önce 5,8 trilyon dolarlık GSYH ile Japonya’yı geçerek dünyanın en büyük ikinci ekonomisi statüsüne yükselmesi daha sonra yeni ürettiği Dong Feng 21D (uçak gemisi katili) füzeleriyle Pasifikteki dengeleri etkileyen Çin 2011 yılının en çok tartışılan gücü durumunda.

Çin Kurtuluş Ordusu Vurucu gücünün gündeme gelmesi sadece askeri açıdan değil yükselen ekonomik ve kültürel yapısıyla da ilgili. Uzun süredir Ulusal paranın (yuan) alım gücünün çok yükselmişti. Dolar üzerinden hesaplasa IMF’de uzun süredir yuanı kullanıyordu. IMF daha geçen yıl Japonya’yı geçeceğini söylüyordu. Bu yılın başında raporlar açıklandı ve tahminler doğru çıktı. Çin artık dünyanın ikinci en büyük ekonomisidir.

Şimdi herkes Çin’in bu gücü nasıl kullanacağını soruyor. Uzak doğu enstitüsü yönetim kurulu üyesi ve Çin’in ekonomi politikası konularında çok sayıda kitabı bulunan Portyakov Vladimir Yakovleviç’e göre bu ülkenin ekonomik olarak büyümesi ulusal çıkarlarının sınırlarını genişletiyor. Askeri gücünü büyütmesinin ekonomik genişlemesini korumak ve Pasifikteki Başta Malaka Boğazı olmak üzere enerji güzergâhlarının güvenliğini sağlamak.

ÇİN EKONOMİK BÜYÜMENİN GÜVENLİĞİ İÇİN SİLAHLANIYOR

Bir bilim adamı olmasının yanında Çin’de uzun süre diplomatlık yapan Vladimir Portyakov bu ülkenin askeri gücünü şöyle analiz ediyor. “Çin’in askeri gücünü büyütme çabaları enerji transitinin güvenliğiyle ilgili kaygılarının yanında ulusal bütünlüğündeki zafiyetlerden de kaynaklanıyor. Tayvan sorunu tarihsel arka planı ile birlikte ortada duruyor. Çin her ne kadar bu sorunu barışçıl yollarla çözmek istese de ABD’nin buradaki hava üslerini koruma ve silah satışı şeklinde olaya müdahil olması sorun çözümünü güçleştiriyor.

Yine Yugoslavya savaşı ve buradaki büyük elçiliğinin saldırıya uğramasından ders çıkardı. O savaşta kullanılan ileri silah teknolojisi onu kaygılandırdı. O dönemden sonra yeni bir silahlanma süreci başlattı. Geçmişte 3,5 milyon olan ordusunu 2,2 milyona düşürerek küçülttü ve profesyonelleştirdi. Hava güçlerini, füze sistemleri ve uzay savaşları konusunda gücünü artırmaya çalışıyor.

Stockholm International Peace Research dergisi nükleer başlıklı roketlerin sayılarının azaldığını ama modifiye edilmiş olanlarının üretildiğini yazdı. Bu ülke konusunda birinci olmadı. Ama nükleer silahların azaltılması konusunu müzakere etmiyor. Bunun için ABD ve Rusya’nın potansiyellerini diğer nükleer ülkeler düzeyine indirgemesini şart koşuyor. Çünkü nükleer gücün yüzde 95’i bu iki ülkelerin elindedir. Şimdi Çinin kıtalar arası balistik füze sayısının 117 olduğu belirtiliyor.

2007 yılından sonra uydulara karşı balistik füzelerin geliştirilmesi söz konusudur. Henüz uzayın Askeri Amaçlı Kullanımına Karşı Antlaşmalar yok. Bu konudaki girişimler ikna edici değil. Oysa bu füzeler siber savaşlarda kullanılabilir ve bilgi akışını engelleyebilir. Yine nokta atışı yapabilen yüksek teknolojili balistik füzelerin kullanımı etkili olabilir.”

Genel olarak Çin’in askeri potansiyeli savunma gücü olduğunu gösteriyor. Ama kendi sınırlarını aşıp Pasifikteki enerji hatlarını korumak için genişlemesi yeni yorumlara yol açtı. Askeri bütçe açısından 70 Milyar dolar ile ikinci sırada. Ama ABD’nin 800 milyar dolar; yani onun on katından fazla olduğu görüldüğünde ona yakın bir gelecekte meydan okuyamayacağı anlaşılacaktır. Ama ABD’nin Asya stratejileri konusunda sürtüşme noktaları var. Ayrıca Washington’da sürekli olarak Çin’i tehdit olarak gören politik gruplar var. Bunun birçok sebebi var ama en önemlisi devasa askeri bütçeye haklı gerekçeler yaratmak, Japonya’daki askeri üslerin varlığını ve Güney Kore ile ilişkilerin düzeyini korumaktır.

RUSYA UZAK DOĞU SINIRLARINDAN KORKUYOR

“Ejderhanın korkunç dirilişi” sadece batı medyası açısından değil Rusya için de son derece tartışılan bir konu. Rusya 1990’lardan sonra Uzak Doğu nüfusunu kaybediyor. Sibirya Yakutka tarafında 9 milyonluk nüfus 6 milyona indi. Ama sınırın Çin tarafından 107 milyon nüfus var. Rusya buraya yönelik toplu göç kaygısının yanında Çin Primorsk bölgesi üzerinde hak iddia etmesi gibi tarihsel boyutlar var. Oradaki geleneksel ilişkilerin korunması gerekiyor. Bunu o bölgelerin ekonomik kalkınmasını sağlayarak yapabilirler. Bunun için her iki ülke arasında ortak projeler var.

Portyakov her iki komşu ülke arasındaki rekabet ve işbirliği sürecini şöyle değerlendiriyor.”Geçmişte buralar kapalı bölgelerdi, sonradan adaptasyon konusunda sorunlar yaşandı. Ama diğer yandan Çin’in içinde bile yaklaşık 200 milyon insanın göçü var. İstihdam etmesi gereken büyük bir nüfus var.

Şu anda iki teori var. Biri Çin’in büyümeye devam edip dünya için tehdit haline geleceği, diğeri gücünü kaybedeceği. Ruslar için nüfusun büyümesi ve işsizlik ürkütücü geliyor.19 79’ da bir çatışma yaşanmış ama son yıllarda ticari ilişkilerde büyüme var. Rusya’da satılan mallar da Çin birinci sırada i 3 milyarı aştı. Geçmişte % 4 şimdi % 9 civarında hatta ona yükseliyor.

HER YERE HEMEN ADAPTE OLUYOR

Ayrıca yeni pazarlar ve yeni hammadde kaynakları arıyor. Sürekli olarak alıyor işliyor ve satıyor. Moğolistan’da Afrika’ya kadar yatırımlar yapıyor. Sudan, Angola, Latin Amerika demir alıyor. Herkesten çok yatırım yapıyor. Şöyle bir soru ortaya çıkıyor; Çin bu kadar büyük bir dünyaya nasıl bu kadar kolay adapte oluyor. Gittiği her yere adapte oluyor. İşte sorun burada başlıyor. O kimse için düşman değil ama bu yayılma birçok ülke için büyük bir tehlike anlamına geliyor. Yani bence de bu büyüme ve yükselme temposu büyük bir tehlikedir. Örneğin onlarda o bizden ucuz ceviz ve fasulye yağı alıp kullanıyor kendi ayçiçeği yağını pahalıya satıyor. Büyümeyi daha dengeli daha dikkatli yapmalı. Bu dünyada tek olmadığını bilmeli. Pazar konusunda biraz rekabet var ama herkes biraz uyumlu gidiyor. Çin ise bunu dikkate almıyor. Bu birçok ülke için tehlikelidir. Bu yüzden Çin Dünya ekonomisi için daha duyarlı olmalıdır. “

ÖZELLEŞTİRME ALT KATMANLARDA RAHATSIZLIKRA YOL AÇIYOR

Portyakov, Çin’in siyasi reformları ekonomik reformlarının çok gerisinde olduğunu söylüyor: “ Var olan politik reformlar hep kısıtlı kalıyor. Devlet başkanlığı seçimleri ile sınırlı kalıyor. Bazı yönleriyle Sovyet dönemindeki düzene benziyor. Her yıl milletvekilleri ve eyalet temsilcilerinin toplantısı oluyor. Kendi için komite ve komisyonların toplantıları oluyor. Halk politik danışma organı komünist partiyle ile danışma organı görevi görüyor. Çok sayıda (sekiz-dokuz) parti var. Burada diğer ülkelere göre çok daha aktif olan organizasyonlar var örneğin kadın işçi kesimlerinin koşullarını düzeltmek için komiteler var.

Alt grupların kendi içinde seçim yapıp yönetimlerini oluşturması yerel yönetimlerin güçlenmesi söz konusudur. Bu sistem Rusya’da başarılı olmadı ve tıkandı. Orda çok aktif işliyor. Ama batı gibi değil. Çin batıdaki hukuk ve adalet sistemi bize uymuyor diyor. Onların kendi prosedürleri var. Son kaç aydır çin basını bazı açıklamalar yapmaya başladılar. Bu son konferansta sohbet ettiğim bir Çin politikacı şöyle diyordu; “Son 30 yıldır batıya oranla daha başarılı ve daha hızlı gelişiyoruz. Bizim demokratik ve politik sistemimiz daha iyidir. Biz onu kendimiz yaratıyoruz ve bunu herkesten daha iyi yaptığımızı düşünüyoruz. Biraz farklıdır ama bize aittir.”

Özelleştirmelere karşı alt sınıfların itirazları oluyor. Yine toprakta ilgilenenler özelleştirilen arazilerden haklarını adil şekilde alamadıklarından rahatsızlık duyan kesimler var. Pekin sorunu var. Örneğin vergiler, şehrin büyümesi, özelleştirmeler alt katmanlar arasında büyük huzursuzluklara yol açıyor. Yani ulusal sorunlar var. Kentleşme çok hızlı Çin halktaki bu rahatsızlıkları açıkça basına yansıtmıyorlar. Hongkonk gazetesi şimdiye kadar 80-90 bin kişinin katıldığı protesto gösterileri olduğunu yazdı. Şimdi sosyal gelişmeye daha fazla ağırlık veriyorlar bu konuda modern dünyaya uyum sağlamak gerektiğin biliyorlar.

Batının Çin üzerindeki baskıları geçmişten beri var. Eskiden insan hakları kurumlarıyla ilişkiliydiler. Şimdi. İnternet üzerinden girişimler var. Teknik teknolojik gelişmeyle birlikte denetimi kaybediyorlardı ama şimdi toplumu bu konuda denetlemeyi öğrendiler.”

YUAN’IN DEĞERİ KONUSUNDAKİ DEĞİŞİKLİKLERİ HAZIRLIKLI YAPIYOR

Yuanın yükselmesi, Washington’un buna karşı kaygılarını değerlendiren Portyakov’a göre sorumlulukları ile çıkarlarını dengelemeye çalışıyor. “ Çinin prensip olarak diyaloga bir duruşu var. Bıçak keskinliği yok. Argümanları dikkate alıp reform yapacaklarını belirtiyorlar. Yine de kullandıkları yöntem çok ince ve kendi çıkarlarını esas alıyorlar. Örneğin kriz döneminde (2005-2007) yıllarında doların yuanın korunması için Hong Kong’da alternatif bir kur düzenlemesi yaptı. Yani yuanın değerini açıkça yükseltti. Bu ülkede yürütülen ekonomik modeller kendi içinde çok ciddi tartışılıyor. Bu problem çok basit bir problem değil. Toplum yuanın değeri konusunda sürekli bilgilendirilip hazır hale getiriliyor. Özellikle şirketler ve işverenler bu konulara hazırlanıyorlar. Onlar her şeyi dikkate alıyor iç ve dış durumu izleyerek adım atıyorlar. Bana göre bunlar bu konuda çok başarılılar.”

Bu ülkenin büyüme temposu normal değil Sermayenin ve ulusal gelirin büyük kısmını yatırıma yöneltiyor. Bunun ne kadar süreceği belirsiz. Dışarıda ise neredeyse genişleyecek yer kalmadı. İçerde ekonomik büyüme modelini ve hedefini değiştiriyor. Büyük bir tempo var. Bunun Çin’i de dünyayı da zorlayacağı belirtiliyor. Ekonomistlere göre bunun sebebi istihdam sorunu. Ama bunun başka yollarının bulunmasında herkes hem fikir

Portyakov, Çin’in büyük bir deneyimi oluştuğu kanısında. Ona göre objektif ihtiyaçları var. Çin büyüme için uluslar arası kaynaklara açıldı. Rus araştırmacı “Bu önemli bir diplomatik açılıma da beraberinde getirdi. Birden Afrika diplomasisine yol açtı’’ diyor.

2005 yılında Bu hükümetin ilk “Beyaz Kitabı” yayınlandı. Geçen yılın yeni bir tane daha. İlişkileri de neo- sömürgecilik yâda neo- emperyalizm değil; karşılıklı çıkar ve işbirliğine dayanıyor. Başta Latin Amerika ilişkileri de çok zayıftı şimdi en dinamik kollardan biridir. Eğer geçmişte sadece Şili ile ilişkileri vardı ama şimdi Brezilya ve diğerleri var. Brik, Brezilya, Hindistan, Güney Afrika ve Rusya ile ortak örgüt kurdular ve ortak çalışma yürütüyorlar. Endonezya ile aktif çalışma yürütüyor. 2007 Asya krizini aşmak için birçok ülkeye yardımcı oldu. Özellikle Asya’daki bazı ülkeleri krizden kurtarmak bu ülkenin itibarını artırdı. Komünizmi İhraç kaygılarını ortadan kaldırdı. Çin’in uluslar arası ilişkilerinin aktivite olması bir zorunluluktu. Bu aktivite onun uluslar arası kurumlarda yer almasına götürüyor.

Çin diplomatları şöyle bir formüle bulunuyorlar “biz uluslar arası ilişkilerde hala değil antrenör yada hakem değil oyuncuyuz.” Fakat kuralları belirleyen pozisyon isteği var.

Portyakov Vladimir Yakovleviç; uzak doğu enstitüsü başkan yardımcısı, “Çin’in ekonomik sosyal gelişimi ve çözüm yolları”, “Çin’in ekonomi politikası” başta olmak üzere birçok kitabın yazarı ve eski diplomat.

ANF NEWS AGENCY

SmartNews.com